Tarif aynen şöyle:

“Oldukça şişman, göbekli, kel ve bıyıklı”…
İşin içinde “oldukça şişman ve kel” tarifleri olmasa, “Aha beni tarif ediyorlar” diyeceğim…
Tarifteki “göbekli” ve “bıyıklı” kısımları şahsıma “curk” diye oturuyor çünkü…
Hoş, “haşmetli göbeğimi” hem seviyor, hem de saygı duyuyorum…
Her ne kadar “görücüye çıktığım” zamanlarda Yüce Allah’ın şahsıma bahşettiği “karizmaya” birazcık “gölge düşürüyor” olsa da, umurumda bile değil…
Bu kadın milletinin cümlesi, “göbeği olmayan, tığ gibi, vücudunun çeşitli bölümlerinden kas fışkıran, apartmanın beşinci katına hiç dinlenmeden 30 saniye içerisinde tırmanabilecek kadar atletik” erkeklerden hoşlanıyor değil elbette…
“Göbekli erkek zengin gösteriyor, zengin erkek iyidir, hoştur” şeklindeki “züğürt tesellisini” kendisine hayat felsefesi olarak benimsemiş olan kadınlarımızın da var olduğuna yürekten inanıyorum doğrusu…
Böyle düşünen bir kadının, bugüne kadar henüz ”karşıma çıkmamış” olması, inancımı asla zayıflatamaz…
Bir gün yolda yürürken, “işte tam aradığım kıvamda göbekli erkek” diye naralanan bir kadının, kucağıma atlayıp, boynuma sarılacağına dair inancımı bir an olsun kaybetmedim…
Patenti tamamen şahsıma ait olan öz fikrime göre, “göbekli erkek iyidir, hoştur, sevecendir, yufka yüreklidir, anlayışlıdır, tıpkı benim gibi zengin olmasa da zengin gösterir”…
Bu nedenledir ki, çok severim “göbekli erkekleri” ve her daim “kendime yakın bulurum”…
Yazının girizgahında, “oldukça şişman, göbekli, kel ve bıyıklı” diye tarif ettiğim şahısla ilgili birazdan anlatacaklarımın, “göbeğiyle” ya da daha geniş bir ifadeyle “fiziki görüntüsüyle” uzaktan yakından hiç alakası yok yani…
Sadece “kafa yapısıyla” alakası var…
“Amma uzattın be birader, bize ne senin göbeğinden, ne yumurtlayacaksan yumurtlayıver” dediğinizi duyuyorum, merak etmeyin…
Okuyucu milletini fazla kızdırmanın, “bünyeye zarar verdiğini” iyi bilirim, bu nedenle mevzunun “zırt dediği” kısmına hemen dalıyorum…
Tarih 26 Eylül 2014 Cuma akşamı, bundan üç-dört gün önce yani…
Yer, Alanya Öğretmenevi girişinin hemen solundaki, “çay bahçesi” diye tanımlanan Alanya Öğretmenevi’ne ait  bölüm…
Neredeyse tıklım tıklım dolu olan mekanda, Alanya’nın çiçeği burnundaki Kaymakamı Dr. Hasan Tanrıseven de var…
Sahnede genç bir delikanlı, elindeki sazıyla “canlı müzik” yapıyor, herkesin keyfi yerinde, büyük bir çoğunluk, canlı müziğe el çırparak eşlik ediyor…
Derken, müzisyen delikanlı sahneye genç bir bayan arkadaşını davet ediyor ve sahnesini paylaşarak, bir şarkı okumasını rica ediyor…
Arkadaşının ricasıyla sahneye çıkan genç bayan da, “Sarı saçlım, mavi gözlüm” şarkısını söylemek istiyor…
İşte ne olduysa o anda oluyor…
Sazlar tam şarkının müziğine girerken, Kaymakam Dr. Hasan Tanrıseven’in masasında oturmakta olan “oldukça şişman, göbekli, kel ve bıyıklı” şahıs, “durumdan vazife çıkararak” olaya müdahale ediyor ve, “bu mekanda bu şarkıyı söyleyemezsiniz” diye fırça kayıp, sazları susturuyor…
Bilmeyenler için hatırlatayım…
“Oldukça şişman, göbekli, kel ve bıyıklı” şahsın, “söyleyemezsiniz” diye karşı çıktığı şarkı, Aşık Mahzun-i Şerif’in, “Mustafa Kemal Atatürk" için yazdığı bir şiir ve yaptığı bir şarkıdır...
“Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatıyor” yani…
Toparlayacak olursak…
“Oldukça şişman, göbekli, kel ve bıyıklı” şahıs, Alanya Öğretmenevi’nde “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatan” bir şarkıya “müdahale ederek yasak koyuyor”…
Hem de, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Alanya’daki Paşası olan, Kaymakam Dr. Hasan Tanrıseven’in yanındayken…
Sonra ne mi oluyor?..
Mekanda bulunanların büyük çoğunluğu, olaya “tepki göstererek” hep bir ağızdan söyledikleri marşlar eşliğinde mekanı terk ediyorlar…
Bu arada, Kaymakam Dr. Hasan Tanrıseven, “durun kardeşim ne oluyor, Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatan şarkılar bu memleketin her yerinde gururla söylenir” diyerek olaya neden müdahale etmiyor, bunu tam bilemiyorum, durduk yerde günahını almayayım…
Hayır bir şey değil de, “kafa yapısı böyle olan göbekli erkekler” nedeniyle, insanın “göbekli erkeklerden soğuyası” geliyor…
Olan da bana oluyor, itirazım sadece buna yanlış anlamayın aman…
“Oldukça şişman, göbekli, kel ve bıyıklı şahıs” diye tarif ettiğim insanın kim olduğunu merak ediyorsanız, “kusura bakmayın ama her şeyi de benden beklemeyin” derim…
Bu memleketin Kaymakamı var, Milli Eğitim Müdürü var, dahası amiri var memuru var…
Gidin onlara sorun…

- - - -