Süper Lig 34 maçlık periyodun ilk yarısı geçtiğimiz hafta oynanan maçlarla sona erdi. Alanyaspor’da 10. sezonunu yaşadığı bu zor ligde tutunmaya devam ediyor. 2016 yıllında merhaba dediğimiz Süper Ligde her heyecanı yaşadık. Bazen düşmeme mücadelesi, bazen derece bazen de orta sıralarda mücadele ettik. Türkiye Kupasında ilk kez yaptığımızın derecelerin yanında yine tarihimizde ilk kez Avrupa’da boy gösterdik. Kısacası karşımızda rüştünü ispat eden bir Camia var.
Bu süre zarfında oyuncular değişti, hocalar değişti, yöneticiler değişti. Değişmeyen ise Başkan ve yakın çalışma ekibiydi. Dolayısıyla da markalaşan Alanyaspor’da önemli katkı yaptılar. Köşe Yazarlığı ve Yorumculuğum bir tarafa bir taraftar olarak bizi 10 sezondur bu puturak çuvalının içinde yaşatan Başkan Hasan Çavuşoğlu, Yönetim kurulu ve profesyonellere teşekkür etmeyi borç bilirim. Başkan ve yönetim bu şehirden beklenen desteği alamıyorsa da unutmasınlar ki arkalarında sessiz çoğunluk var.
İlk yarıda Alanyaspor’un performansını değerlendirecek olursak büyük fotoğrafa baktığımız zaman ilk yarı için normal diyebileceği Puana ulaştık. Lakin ben sezon başından bu yana inandığım kadronun daha fazla puan alması lazımdı diyorum. Alanya spor İlk yarıda Joao Pereira yönetiminde 17 maça çıktı. Bu maçlarda 4 Galibiyet,9 Beraberlik ve 4 Mağlubiyet alarak 21 Puan topladı. Bu maçlarda 16 gol attık,15 gol yedik. Burada en dikkat çekici ayrıntı ise Süper Ligde en fazla berabere (9) kalan takım olması oldu.
Oyuncu performansları ve oyun karakterimize baktığımız zaman adı İstanbul takımları ile anılıncaya kadar Maestro ve Yayla triği (Uchenna Ogundu) dikkat çekti ama iyi oyunlarını sürdüremediler. Beni hayal kırıklığına uğratan oyuncu ise Hagı oldu. Belki benim beklentilerim yüksekti ve bundan dolayı düşünüyor da olabilirim ama oynadığı 13 maçta 2 gol 1 asist bu kalitedeki bir oyuncu için düşük bir performans oldu. Diğer oyuncuları tek tek yazmayacağım ama duygusal da olsam reel olarak baktığım zaman, son iki maçtaki performansı ile Efecan ve Fatih daha fazla süreyi hak ediyor. Hep dediğim bu takım Devlet memuru mantığından çıkarak savaşan, kavga yapan bir takıma dönüşmeli. Bunun içinde Aliti’nin yanında bu iki oyuncuya da eski kimliğimize bürünmek için ihtiyaç var. Sahada veya kenarda savaşan takımı tribünlere göstermek olmazsa olmazlarımızdır.
Oyun karakterimizde ise Joao Pereira imzası açık şekilde ortada idi. Son Karagümrük maçı hariç tüm maçlarda 3.4.2.1 formatında oynadık. Top rakibe geçtiği zamanda 5.4.1 şekline dönerek devam ettik. Ne yazık ki birçok maçta beraberliği korumak için yapılan hamleler ve tercihler yüzünden puanlar buhar oldu gitti. Joao Pereira'nın B, C planları varsa bile uygulamada biz göremedik. Ne yazık ki iyi oynadığımız tüm maçlara baktığımız zaman son bölümde oyuna girenler fark yarattı ama bir sonra ki maçta kendilerini hep kulübede buldu. Bu durumlar da beni hep rahatsız etti. Umarım Hocamız yaptığı hatalardan ders alır ve birileri hocaya bunları okutur. Eğer Hoca ikinci yarıda da aynı şekilde devam ederse korkarım tepkiler tribünlere sıçrayacaktır. Bize ikinci yarı gerilim değil, birlik beraberlik lazım.
Şimdi önümüzde oynayacağımız 17 maç var. İlk yarıda alınan 21 Puan ne kötü ne de iyidir. Bıçak sırtı denilecek bir yerdeyiz. Düşme hattı ile 2 maçlık bir makas var. İkinci yarının ilk 7 haftasında zorlu maçlara çıkacağız. Bizim Süper Ligdeki kaderimiz de bu süreçte daha netleşeceği için erken konuşmamak lazım. Zira tüm takımlar yeni transferlerle güçlenecektir. Bugün düşme adayı olan takım bir anda yukarı doğru çıkabilir. Bende tüm bunları göz önüne alarak temkinli olmak istiyorum. Lakin bir kez daha altını çizmek isterim ki, mevcut kadromuz bizi bu ligde rahat tutacak kabiliyettedir.
Amaç,11. sezonda da Süper Ligde mücadele etmektir. Hadi bakalım hayırlısı.