Otuzlu yaşlara yeni adım attığım yıllar yani…
Saçlarım henüz ağarmamış, “boyasız” haliyle simsiyah, bugünlerde haşmetini kat be kat arttırmaya başlayan göbeğim, Yer Çekimi Kanunu’na karşı “meydan okuyacak” kadar dirayetli olduğu için henüz kendini göstermemiş…
“Yandan bakınca”, bıyıklı halim ile Kadir İnanır’a, “bıyıksız” halim ile “Zerrin Egeliler’e” benzeyen, “çift sarılı köy yumurtası” gibi delikanlıyım…
Yüzüme bakanların, “en az kırk tane cennet bileti” alacak derecede “sevap kazandığı”, filinta gibi bir adamım anlayacağınız…
Meslekte de en “havalı” ve en “hızlı” olduğum dönemler…
Yeni Konya Gazetesi’nin Yazı İşleri Müdürüyüm, aynı zamanda da, şimdilerde “sakal bırakıp, doksan dokuzluk tespih” çeken sevgili Uğur Özteke başkanlığındaki Konya Gazeteciler Cemiyeti’nin yönetimindeyim…
Cemiyet olarak, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Konrad Adenauer Vakfı tarafından düzenlenen Yerel Medya Eğitim Seminerleri’nin Konya ayağına ev sahipliği yapıyoruz…
Bizim başkan, yani Uğur Özteke tutmuş, Dünya Gazetesi’nin sahibi rahmetli Nezih Demirkent ile, Konya’da gazetecilik mesleğinin “duayeni” olan sevgili büyüğümüz Rıdvan Bülbül’ün konuşmacı olduğu oturumda, şahsımı “Oturum Başkanı” olarak görevlendirmiş…
Hiç unutmuyorum, ismim “Oturum Başkanı” olarak anons edilip, kürsüye doğru yürümeye başladığımda, salondan “aaaa, oooo, uuu” gibi, “bu yaştaki adamdan bu oturuma başkan mı olur” mealinde homurdanmalar yükselmişti…
Ama, şimdilerde her ne kadar “gel-git” haline dönüşmüş olsa da, o dönemlerde oldukça “pratik” olan zekam sayeinde, oturumu öyle bir yönetmiştim ki, “aaa, ooo, uuu” diye tepki koyanlar, yaptıklarından neredeyse “utanır” hale düşmüşlerdi…
Hatta hafızam beni yanıltmıyorsa o seminere Alanya’dan, sevgili meslektaşlarım Gaye Coşkun ile Ümran Çelik’te katılmışlardı…
Geçtiğimiz cumartesi günü, Alanya Belediyesi Yabancılar Meclisi’nin 10. Yıl Kutlama Programı’nda, Alanya Kaymakamı Dr. Hasan Tanrıseven’in hallerini görünce aklıma geldi yukarıda anlattığım anı…
Hemen hemen her ortamda takım elbise ve kravatlı olan, fazlasıyla “ciddi durduğu” için, “asık suratlı” görünen devlet adamlarına alışkın olan halkımız, spor kıyafetli, en yapmacık olmayanından güler yüzlü, kendisine uzatılan her ele “büyük bir samimiyetle el uzatan”, tıpkı benim 15 yıl önceki halime benzer, “filinta gibi delikanlı” olan bir kaymakam görünce, önce biraz şaşırıyor doğrusu…
Devletimizin “Alanya’daki paşası” olan Kaymakam Dr. Hasan Tanrıseven’in gösterdiği samimiyet ve uzattığı elin “yapmacık olmadığını” anlayınca da, o kadar çok memnun oluyor ki, kendisiyle fotoğraf çektirmek için adeta kuyruğa giriyor…
Kaymakam Tanrıseven de, halkın gösterdiği bu ilgi ve sevgi karşısında, yine “samimiyetle” gülümseyerek, “kendimi pop star gibi hissetmeye başladım” diyor…
Ne yalan söyleyeyim, Alanya halkının bu coşkusunu, bu ilgi ve sevgisini bizzat görünce, “kıskanmadım” değil…
“Benim neyim eksik” diye düşünerek, hemen kuyruğa girip, bir fotoğraf da ben patlattım, sevgili dostum Muammer Soylu ile birlikte…
O fotoğraf çekilirken de, Kaymakam Tanrıseven’in elini sıkıp, “maşallahınız var, Allah nazarlardan korusun” demekten kendimi alamadım…
Bu halkın, devletimizin Alanya’daki paşası olan Kaymakam Dr. Hasan Tanrıseven’i, “kendinden birisi olarak görmesi, kendine bu kadar yakın hissetmesi ve sevmesi” çok ama çok önemli, bu bir…
Kaymakam Dr. Hasan Tanrıseven, kendisini o kadar “mükemmel” yetiştirmiş ki, Yabancılar Meclisi’nin programında kürsüye çıkıp, büyük çoğunluğu “yabancı” olan katılımcılara “şakır şakır İngilizce konuşarak” hitap etmesinden belli…
Makam koltuğunda oturup, önüne getirilen kırmızı dosyaların içindeki evrakları imzalamakla, ya da ne bileyim, katıldığı çeşitli programlarda kürsüye çıkıp, üç-beş cümlelik ve “oldukça resmi” konuşmalar yapmakla sınırlı bir “yönetim anlayışı” içinde olmadığı, “gece-gündüz demeden” sürekli halkın arasında olmasından belli…
Demem o ki, Alanya gibi “il olmayı çoktan hak etmiş” bir ilçede görev yapıyor olmak Kaymakam Dr. Hasan Tanrıseven için ne kadar büyük bir şans ise, kendini gerçekten “mükemmel yetiştirmiş”, bilgili, kültürlü, vizyonu olan, halkla bütünleşebilmeyi bu kadar iyi becerebilen, daha da önemlisi “samimi ve içten” duygulara sahip olan Kaymakam Dr. Hasan Tanrıseven de, Alanya için bir o kadar büyük şans, bu iki…
Sonuç olarak, gelelim Alanya’nın “yönetim anlamında” verdiği fotoğrafa…
Bir tarafta Kaymakam Dr. Hasan Tanrıseven…
Diğer tarafta Belediye Başkanı Adem Murat Yücel…
Öbür tarafta ise, her ne kadar “paralel” olmakla itham edilse de “hakkını yemeyelim”, bana göre tek derdi Alanya’ya hizmet etmek olan, Antalya Büyükşehir Belediyesi Alanya Koordinatörü Hüseyin Güney…
Üçü de, çok iyi yetişmiş, kendilerini “başarılı olmak zorunda” hisseden, bilgili, görgülü, kültürlü, hedefleri, vizyonları olan “genç ve pırıl pırıl” isimler…
İşte bu fotoğrafı gördükçe, Alanya’nın geleceği ile ilgili oldukça iyi şeyler düşünüyor ve hayal ediyorum, bu da hem üç olsun, hem de son nokta olsun…
Var mı itirazı olan?...
- - - -