Milletvekili, belediye başkanı, meclis üyesi, hiç fark etmez, hangi göreve seçilirse seçilsin, seçildikten sonra “partisini değiştiren” siyasetçilere oldum olası “gıcık” olmuşumdur…
Altında yatan sebep ne olursa olsun, “aday olduğu partinin seçmenleri” tarafından verilen oylarla seçilen bu zat-ı muhteremlerin, seçmenlerle işi biter bitmez onlara “sırt çevirip”, daha kolay “nemalanabileceği” başka bir partiye geçmeleri bende hep “ihanet” algısı yaratmıştır…
Bu geçişler daha çok, “muhalefet” partilerinden “iktidar” partilerine olduğu için de bu görüşümde haklı olduğumu düşünmüşümdür…
Siyasi tarihimizde bu tiplerin örnekleri çok olduğu için say say bitmez…
Bu nedenle “atı alıp Üsküdar’a gitmeye” gerek duymadan, kendi içimizden, yani Alanya’dan örnek verelim…
Aynen öyle, tam da aklınıza geldiği gibi “eski Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu” demek istedim…
“Belden aşağı vurmalar” da dahil olmak üzere, zamanında ve  deyim yerindeyse “saç saça, baş başa” mücadele ettiği, söylemediğini bırakmadığı, koyun postu gibi, “yerden yere vurduğu” AKP’ye geçmesi, AKP’liler de dahil olmak üzere kimsenin “içine sinmemişti” malumunuz…
Hasan Sipahioğlu’nun, “seçmenlerine ihanet etmesinin” tek “mazur görülebilen” bahanesi de, “Alanya’ya hizmet getirmekti”…
Peki, geçti de ne oldu…
Yormayın kendiniz, yanıtını yine ben vereyim…
Bu sezon da Alanya sokaklarında boy gösteren, “traktörden bozma” Gezi Treni Projesi gibi, bir-iki, ben diyeyim “muhteşem”, siz deyin “yalandan” hikaye dışında Alanya’ya hiçbir şey kazandıramadı…
Alanya’ya hiçbir şey kazandıramadığı gibi, kendisi de partisi ile birlikte seçimi kaybederek, Alanya’nın siyasi tarihine gömülüp gitmekten kurtulamadı…
Gömülüp giderken de, üç dönem kendisine oy vermiş seçmenlerinin aklında, “kendilerine ihanet eden adam” olarak kazındı ve öyle yer etti…
Durduk yerde tüm bunları neden mi hatırlattım…
Konuyu Adem Murat Yücel’e bağlayacağım da onun için…
Çok değil, bundan beş-altı ay kadar önce “bazı çevrelerin” ısrarla ve inatla “MHP’den seçilen Başkan Yücel, AKP’ye geçebilir” şeklinde gündem yaratmaya çalışarak, milletin “aklını bulandırma” çabalarını kimse unutmadı daha…
AKP tarafından “ben yaptım oldu” mantığı ile hayata geçirilen Büyükşehir Yasası’nı da “kalkan olarak kullanan” bu çevreler, gerek sözleri, gerekse yazılarında “Alanya’nın hizmet alması için Yücel’in AKP’ye geçmesinin doğru olacağı” yönünde fikirler pompaladılar sürekli…
İşte o dönemlerde, Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel, her ne kadar bıyığı olmasa da, potansiyel bıyık bölgesi olan “üst dudağının altından” güldü geçti hep bunlara…
Seçildiği ilk dönemlerde muhatap olduğu, “AKP’ye geçmeyi düşünüyor musunuz” şeklindeki “ısrarlı” sorular karşısında yine “ince ince gülerek” kendinden oldukça emin bir tavırla, “öyle bir şey yok ve hiç olmayacak” dedi...
İşte bu “dik duruştur”…
İşte bu beyninde, aklında, yüreğinde, seçmenlerine “asla ve asla ihanet etme” düşüncesi olmayan “yiğit bir delikanlının”, iktidar ve güç sahibi olanlara “yiğitçe meydan okumasıdır”…
Seçmenlerine, hatta sadece seçmenlerine değil, tüm Alanya halkına verdiği sözlerin arkasında “adam gibi” durmasıdır…
“Ben öyle başkaları gibi, kendimi rüzgarın gücüne teslim ederek, ne taraftan eserse o tarafa doğru kıvıracak bir adam değilim” diye haykırmasıdır…
Siyaset sahnesinde genç yaşında yakaladığı “başarılar ve zaferler” sonucu, şımarmaması, aksine “olgunlaşıp”, sadece ve sadece Alanya halkına yapacağı hizmetleri düşünmesidir…
Ayrıca...
Birileri, “Başkan Yücel AKP’ye geçebilir” diye kendi kendine “nifak tohumları” atmaya kalkıp, altan alta “ince hesaplar” yaparken, Başkan Yücel bakın neler düşünmüş, neler planlamış…
Önce kendisine beş yıllık bir yol haritası çizmiş…
Bu yol haritası, tamı tamına “273 maddeden” oluşuyor…
Kendi yetkisinde olan alanlarla ilgili olarak, Alanya adına ne ararsanız var bu yol haritasının içinde…
Şimdiki belediye binasının yerine yapılacak olan “kent meydanından” tutun, okul binası, düğün salonları, spor alanları, semt pazarları gibi, saymakla bitiremeyeceğim pek çok alanda yapacağı, pek çok hizmet ver bu yol haritasının içinde…
Kim ne derse desin, ben bu “genç ve başarılı başkanı” seviyorum…
Tam da partisi MHP’ye yakışan, “dik ve yiğitçe” bir duruşu var çünkü…
Yazının tam bu noktasında “aynı ben” desem, “hadi len ordan” dersiniz sanırım…
Tamam tamam, kendimle ilgili olan o cümleyi geri alıyorum, kızmayın hemen…

- - - -