Bu tür numaralara pek güvenmediğim için açmadım…
Birkaç dakika sonra yine aynı numara, açmadım, sustu bir ara…
Sonra tekrar aradı, baktım kurtuluş yok, açtım…
“Ben falan isimli holding kuruluşundan arıyorum” dedi bir bayan, “Muammer beyle mi görüşüyorum?”..
“Eve benim, buyurun” dedim…
“Efendim” dedi, “biz insan idrarıyla çalışan bir motor yaptık”…
“Anlamadım, neyle çalışan” dedim… Anlamıştım aslında ama teyit etmek anlamında sordum…
“İnsan idrarıyla çalışan motor” diye tekrar etti…
-“Çok güzel, hayırlı olsun” dedim…
“Muammer bey, sizlere üzerinde firma ismimizin damgası olan bidonlar göndereceğiz”…
“Eeee” dedim…
Anlatmaya devam etti…
“Bidonlarımız 20 litrelik, 10, litrelik ve 5 litrelik”…
Hemen araya girip, “bidonlara ücret ödeyecek miyiz?” diye sordum…
-Hayır hayır, siz sadece ihtiyaçlarınızı temiz bir şekilde bidonlara dolduracaksınız. Doldurduktan sonra bizi arayacaksınız. Litresi 78 kuruştan geri alacağız. Yaşı 60 ve üzerinde olanların idrarı süper olarak değerlendirildiği için, litresi 82 kuruş olacak. Dolu bidonları aldıkça, yerine yeni boş bidonlar vereceğiz ve sirkülasyon bu şekilde devam edecek”…
“Benimle dalga geçmiyorsunuz, değil mi?” diye sordum…
“Hayır efendim” dedi bayan…
“Siz onay verirseniz iki gün içinde bidonlarınız adresinize ulaştırılacak. İlk ödemeyi de peşin yapacağız”…
Netice de bidonlar geldi…
İlk ödeme olarak 16.40 TL benim için, 11.70 TL diğer fertler için olma üzere toplam 28.10 TL ödeme yapıp gittiler…
İkinci bidonumu doldurayım diye tekrar işe başlar başlamaz uyandığımı fark ettim..
Meğer rüya görüyormuşum…
Gerisini anlamışsınızdır sanırım, “her taraf ıpıslak” olmuş…
Yukarıdaki “rüya” bana ait değil, bunu peşin peşin söyleyeyim…
Bu mesleği uzun yıllar icra ettiğim Konya’da, geriye dönüp baktığım zaman şahsım adına “adam gibi adam” diyebileceğim, sayıları bir elin parmak sayısını bile geçmeyecek kadar olan, çok sevdiğim ve vazgeçemediğim üç-beş insandan birisi olan sevgili Muammer hocama ait…
Emekli İngilizce öğretmeni Muammer Karan’a, nam-ı diğer, “Taş kafa Muammer’e” yani…
“Gün gelir lazım olur” düşüncesiyle, Muammer hocamdan “kullanabilirsin” iznini alıp, beynimde “depo olarak” ayırdığım köşeye istiflemiştim…
Dün aklıma düşüverdi birden…
Gerek AKP ve MHP’nin kongre sürecine girmesi, gerekse önümüzdeki yıl yapılacak olan genel seçimler nedeniyle, Alanya’da siyasi atmosferin yavaştan yavaştan “ısınmaya başladığı” bu günlerde sizlere de aktarayım istedim…
Piyasada, kendilerini “bazı önemli mevkilere layık gören” isimler çoğalmaya başladı çünkü…
Buna CHP cephesi de dahil tabiki…
Etrafındaki üç-beş kişiden “aldığı gazla”, kendi kendilerine “sahaya inip”, yine kendi kedilerine “seçim çalışması” yaptığını zannedenler var misal…
Yapsınlar, buna hiçbir itirazım yok…
İtirazım yok ama, naçizane küçük bir “tavsiyem” var…
Asla ve asla kendinizi “dev aynasında” görerek, “bu işler benim hakkım, benden iyisini mi bulacak bu Alanya, benden iyisi Şam’da kayısı” havalarına girip, kendilerini “bulunmaz Hint kumaşı” zannetmesinler, bu bir…
İkincisi ve benim açımdan, “en önemlisi” de şu…
Gerek şahsıma ait olan “özel yaşamım”, gerekse kamuoyuyla paylaşmak durumunda kaldığım “meslek yaşamım” boyunca, kendilerini “olduklarından farklı” göstermeye çalışan insanlardan hiç hazzetmemişimdir…
Adı ne olursa olsun, bir şeyi yaparken, bunu “elalem ne der” endişesiyle “saklayıp gizlemeye” çalışan tipleri gözüm hiç tutmamıştır yani…
Memleketin her yerinde olan bu tiplerde, Alanya’da da var…
İşte lafım onlara…
Mevlana’nın Konyalılar’a dediği gibi, siz siz olun, “ya olduğunuz gibi görünün” ya da “göründüğünüz gibi olun”…
Yoksa sevgili Muammer hocam gibi, o rüyadan “altınız ıslak olarak” uyanıverirsiniz bir gün…
“Söylemediydin” demeyin sonra…