Yıllar boyu, “yırtık-pırtık” kıyafetler içinde dolaştığı için “garip” diye bilinen bu adamın, banka hesaplarında “bir milyon liradan” daha fazla parası olduğu ortaya çıktı…
Tıpkı Alanya gibi, “varlık içinde yokluk çekiyormuş” yani…
Kısa bir süre sonra benzer bir olay İznik’te patlak verdi…
“Çöp evde” ölü bulunan 75 yaşındaki Habibe Irız adlı kadının, gerek banka hesaplarındaki “nakit para”, gerekse tapulu mallarından oluşan, “dudak uçuklatıcı” serveti olduğu ortaya çıktı…
O da tıpkı Alanya gibi, “varlık içinde yokluk çekiyormuş”…
Biraz daha açalım mevzuyu ve Alanya’nın “varlıklarına” şöyle bir göz atalım…
Masvami denizini, dünyaca ünlü plajlarını, kumunu, tarihini, doğasını, yılın neredeyse 12 ayında “yüzünü esirgemeyen” güneşini, pek çok ilden çok daha fazla olan nüfusunu, coğrafi yapısını, Dünya Kültür Mirası Listesine girmek üzere olan Alanya Kalesi’ni saymıyor ve bir kenara bırakıyorum…
Ve geriye kalanları sayıyorum…
Her yıl, tüm dünyanın büyük bir merakla takip ettiği, Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Bisiklet Turu…
Yine her yıl tüm dünyanın ilgiyle takip ettiği ki, bu yıl “Dünya Kupası” olarak yapıldı, Uluslararası Triathlon Şampiyonası…
Yine her yıl Alanya’nın dünyaca ünlü plajlarında gerçekleştirilen, “Plaj Futbolu ve Plaj Voleybolu” gibi uluslararası organizasyonlar…
Her yıl turizm sezonu başlarken yapılan ve dünyanın dört bir köşesinden gelen misafirlerin de katıldığı Uluslararası Turizm ve Kültür Festivali…
Yetmedi mi?..
Alanya Belediyesi’nin öncülüğünde yapılmaya başlanan Yağlı Güreş Festivali başta olmak üzere, Sokak Basketbolu Turnuvası gibi sayısız etkinlikler…
Türkiye’deki pek çok spor federasyonunun organize ettiği şampiyonalara ev sahipliği…
Uluslararası Caz Festivali, Uluslararası Heykel Sempozyumu, Uluslararası Yemek Yarışması…
Türkiye’de ilk defa bir “ilçede” kurulan “Alanya Hamdullah Emin Paşa Üniversitesi”…
Yetmedi mi?..
Tıp fakültesi başta olmak üzere, Akdeniz Üniversitesi’ne bağlı çok sayıda fakülte ve yüksekokul…
Kongre Turizmi için son derece önemli olan “Konaklı Kültür Merkezi”…
Hemen yanı başında faaliyet gösteren ve her geçen gün hızla büyüyen Gazipaşa Havaalanı…
En küçük apart otelinden, beş yıldızlı devasa otelleri ve “Goldcity gibi dünya çapında örnek gösterilen turizm kompleksleri” sayesinde, turizm sektöründen elde ettiği gelirlerden oluşan “ekonomik yapısı”…
Yetmedi mi?..
Narenciye, muz, avokado gibi, memleket ihtiyacının “hatırı sayılır” bir bölümünü karşılayan tarımsal ürünleri…
Türkiye’de yaşamayı isteyip de, Alanya’yı tercih eden on binlerce yabancı sayesinde “koşar adımlarla büyüyen” inşaat sektörü…
Pek çok ile nasip olmayan PTT 1. Lig’deki başarılı temsilcisi, turuncu-yeşilli formasıyla Albimo Alanyaspor’un yanı sıra, Kadınlar Basketbol 2. Ligi’ndeki temsilcisi Alanya Belediyespor…
Offf…
Siz okurken yoruldunuz mu bilmiyorum ama, ben sayarken ve yazarken yoruldum inanın…
Yukarıda bir bir saydıklarıma eklenebilecek daha çok varlığı var Alanya’nın...
Hem de “pek çok ile nasip olmayacak” türden…
Ama gelin görün ki, “kendi göbeğini kendi kesemediği için”, böylesine “varlıklar” içinde “yokluk” çekiyor Alanya…
Tıpkı, Konya’da yaşamını yitiren “Garip Derviş” ya da İznik’teki “çöp evde ölü bulunan” Habibe abla gibi…
“Varlık içinde yokluk çekmek” o iki insanın “kendi tercihiydi”, tamam…
Ama Alanya’nın tercihi bu olmamalı…
Büyükşehir Yasası ile, “göbek bağı” iyice kuvvetlenen Antalya’dan ayrılıp, “il olmak” için, daha doğru bir ifadeyle “hakkını söke söke almak” için hemen, derhal, ivedilikle harekete geçmeli Alanya…
Bu konu, “ALTAV-BALTAV” tartışmasından, “sen-ben” kavgasından, ya da ne bileyim “ağam-paşam” çekişmesinden çok daha hayati öneme sahiptir…
Bu anlamda “ilk adımı atarak öncülük yapan” kim olursa olsun, ismi tarih sayfalarına “altın harflerle” yazılacaktır hiç kuşkusuz…
Bunu bilir, bunu söylerim…