Geçenlerde “Kerem ile Aslı’nın efsane aşkını” kendime dert edinmiş, biraz “ballandırarak” biraz “laf sokarak” sizlere de anlatmıştım, hatırlarsınız…
Dünyanın dört bir yanından, sadece “bir tıklamayla” ulaşılabilen bizim gazetenin web sayfasından, o yazıyı okuyan “Mecnun” aradı dün…
“Aşk olsun abi” diye başladı söze, hemen atladım…
“Olsun Mecnunum, ben de istiyorum ama olmuyor bir türlü, yaradılış itibarı ile serde öküzlük ve odunluk olduğu için kimse aşık olmuyor şahsıma” diyecek oldum, lafı ağzıma tıkadı…
“Bırak abi bu işleri duygu sömürüsü yapma, ben senin derdinle dertlenmek için aramadım, kendim için aradım” deyiverdi…
“Hayırdır inşallah” dememe kalmadan, açtı ağzını yumdu gözünü…
Neymiş efendim…
“Leyla ile Mecnun” aşkının efsanesi, “kerem ile Aslı” aşkının efsanesinden daha meşhurmuş…
Kendi aşkı onlarca filme ve şarkıya “ilham kaynağı” olmuş…
Böylesine “meşhur” bir aşk dururken, neden Kerem ile Aslı’yı anlatmışım, falan filan…
Tıpkı Orhan babanın şarkı söylerken çıkardığı ses gibi “ağlamaklı” olan ses tonundan anladım ki, çok kıskanmış…
Hiç beceremediğim halde, “kem-küm” ederek “kıvırmaya” çalışıp, gönlünü almak istedim ama beceremedim sanırım…
Çaresiz,  bu aşkı da anlatacağız artık, yapacak bir şey yok…
Bu “Mecnun” diye bilinen herifin asıl adı “Kays”dır aslında, bildiğiniz Malatya Kayısısı’nın, iki “ı harfi” eksik olanı yani…
İşte bu “sonradan olma Mecnun”, daha ilkokul çağlarındayken güzel, alımlı, etine dolgun ve “yaşından daha olgun” görünen “Leyli” isimli bir Arap kızına abayı fena halde yakmış…
Ama gelin görün ki, kafa kağıdındaki ismi “Leyli” olan ve dilden dile dolaşırken “Leyla” halini alan Arap kızının “kıskanç anası” bu aşka rıza göstermeyerek, kızını okuldan almış ve bizim Mecnun ile görüşmesini kati suretle yasaklamış…
Kaynanasının gönlünü yapmayı bir türlü beceremeyen Kays da, çaresizlikten kendini çöllere vurup, aşkından “Mecnun” olmuş…
İşte olayın tam bu noktasında hep kızmışımdır Mecnun’a…
Be mübarek adam…
Senin kaynana, Kerem’in kayınpederi gibi kızını alıp uzaklara kaçarak, izini falan kaybettirmemiş…
Yeri belli, yurdu belli…
Git evin kapısında 24 saat yat…
Gerekirse eline bir “boş tüfek” al ve “Leyla’yı vermezseniz kendimi intihar edeceğim” diye babalanıp, polisi, bekçiyi, mahalle halkını başına topla…
Olmadı, “tut kolundan” kaçır kızı, gönlü var sende…
Ne halt etmeye kendini çöllere vurup, hem kendine hem sevdiceğine eziyet edersin, hala anlamış değilim…
Her neyse mevzuyu fazla dağıtmadan, hikayenin aslına dönelim…
Bizim “Kays” kendini çöllere vurup, “Mecnun” halini alınca, kaynanası “ben bu dünyada gün göremedim, bari kızım görsün” diye düşünüp, kendine “biraz yaşlı ama zengin” bir damat bularak, kızını evlendirir…
Kocasına “içi bir türlü ısınamayan” Leyla, gerdek gecesi “bedenime sahip olabilirsin belki ama ruhuma asla” mealinde bir şeyler uydurarak, o geceyle birlikte diğer tüm geceleri “kazasız-belasız” atlatmayı başarır…
Aynı yastığa baş koyduğu kadına bir türlü sahip olamayan “yaşı ve zengin koca”, bir süre sonra kahrından ölünce, “başıboş kalan” Leyla da Mecnun’unu aramak için kendini çöllere vurur…
O dönemlere has olan “navigasyon cihazı” sayesinde de eliyle koymuş gibi bulur…
Bulmasına bulur ama, iş işten çoktan geçmiştir…
Yıllarca çöllerde aç-susuz gezen, özellikle “opera ve baleden” mahrum kalan Mecnun, hiç kimseyi tanıyamayacak derecede “kayışı koparmış” durumdadır…
Karşısına dikilip, “Kays, benim ben Leyli” diye bas bas bağıran kadıncağızın yüzüne “bön bön” bakıp, “Sen de kimsin, Leyli benim içimdedir” diye saçmalayarak, kıçını dönüp gider…
Uğruna yıllarca beklediği, körpe vücudunu aynı yastığa baş koyduğu kocasından bile sakındığı adamın bu tavrını gören Leyli duruma hayli içerler…
Kısa zamanda da “dermanı olmayan” bir hastalığa yakalanarak, hayata gözlerini yumar…
Leyli’nin öldüğünü gazete ilanından öğrenen Mecnun da, çöllerdeki “perişan hayata” daha fazla direnemez ve Leyli’nin ardından o da bu fani dünyadan göçüp gider…
Rivayet odur ki, “bu fani dünyada kavuşamayan” sevdalılar, öbür dünyada kavuşurlar…
Mevzuyu başka bir yere daha bağlayacaktım ama, yerimiz bitti…
Yarın ola, hayrola…