Antalyamızda iki değerli insan var. Bunlardan biri Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu, bir diğeri de Büyükşehir Belediye Başkanımız Menderes Türel. Her ikisinin de amacı Alanyamıza ve Antalyamıza hizmet etmek, şehirlerin marka kente dönüşmesini sağlamaktır. Çavuşoğlu'nu, Türel'den ayırmak, Türel'i de Çavuşoğlu'ndan ayırmak çok zordur. Her ikisini de birbirinden üstün görmek biz Alanyalılara yakışmaz ve her ikisini de kucaklamamız gerekiyor. Çünkü bugün merkezi hükümetin Alanyamıza inşa edeceği projelerde Mevlüt Çavuşoğlu'nun imzası varsa, Menderes Türel'in de yerel yönetimler anlamında yaptığı hizmetlerde imzası vardır. Düne kadar hem Çavuşoğlu, hem de Menderes Türel, Alanyamızın geleceği için el ele, omuz omuza verip, güç birliği yaparak Alanyamızın daha iyi hizmet yapmaları noktasında ortak projeler üretip bu projeleri de hizmete katıyorlardı. Çavuşoğlu ve Türel'in fikirleri doğrultusunda Alanyamızda çok iyi hizmet alıyor, bu da biz Alanyalıları mutlu ediyordu. Dün Çavuşoğlu ve Türel'in birlikte hazırladıkları projelerin hizmete girmesi bizi ne kadar mutlu ettiyse, yarın da her ikisinin inşa edeceği projeler bir o kadar mutlu edecektir. Ve 16 Nisan'a kadar Çavuşoğlu ve Türel'in ortaklaşa çalışmaları ve güçlerini birleştirmeleri bizi ne kadar mutlu ettiyse bugünlerde sokakta söylenen dedikodular da bir o kadar üzüyor. Çünkü Antalyamızın iki gözbebeği arasında samimiyetin yerini sert rüzgarlara bıraktığı, birbirlerine karşı kılıçlarını da çektikleri yönünde iddialar beni açıkçası huzursuz ediyor. Bugünlerde sokakta Çavuşoğlu ve Türel'in arasının açık olduğu yönündeki dedikodular doğruysa, her ikisinin de çok yanlış yolda olduklarını söylerim. Eğer Çavuşoğlu ve Türel arasında sert rüzgarlar esiyorsa, ikisinin de bu yanlıştan dönmeleri Alanyamız için iyi olacaktır. Ben bu dedikodulara inanmıyorum ama Çavuşoğlu ile Türel arasında bir sorun varsa, her ikisi de eteklerindeki taşları bir yere döküp, yeniden birlik ve beraberlik içersinde hareket etmeliler. Kendi aralarında kişisel bir problemleri varsa bile Çavuşoğlu ve Türel'in bu sorunu oturup çözmelerinde yarar var. Çünkü Çavuşoğlu ve Türel arasındaki en küçük sorun bile Alanyamızı hizmet yönünden etkiler. Her ikisinin arasındaki soğuk rüzgarlar bırakın hizmetleri etkilemeyi bugün Alanya sokaklarındaki partili partisiz herkesin moralini bozmakta, huzurunu kaçırmaktadır. Bizim o dedikodular uykumuzu kaçırıyorsa, AK Parti'nin içindeki insanların psikolojisini bozar ve bozuyor da. Çavuşoğlu ve Türel arasındaki en küçük bir kriz bile 2019'da yapılacak olan yerel ve genel seçimlerde AK Parti adına sandığa olumsuz yansır. Çavuşoğlu ve Türel'in arasındaki kriz bile AK Parti'yi Antalya'da hezimete uğratır. Bu hezimetten de en çok Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın etkilenmesine neden olur. Dünyadaki savaşan toplumları bile barıştırmak için vücudunu taşın altına koyan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Genel Başkanlığını yaptığı AK Parti çatısı altında bir Bakan ile bir Büyükşehir Belediye Başkanı arasında güç savaşının olmasına da anlam veremiyorum. İkinizin de gücü varsa bunu dün nasıl yapıyorsanız bugün de birleştirin, ortak projeler hazırlayın ve Alanyamızın gelişmesine de katkı sunun. Birbirlerinize kılıç çekerek, 'Ben Bakan'ım. Benim onay vermediğim hiç bir şeyi Antalya'da yaptırmam' zihniyetiyle hareket ederseniz, 'Ben Büyükşehir Belediye Başkanıyım. Hertürlü hizmeti ben yaparım ve bunun da meyvesini ben yerim' derseniz olmaz. Ben sadece düşüncelerimi yazıyorum. Ne Bakan Bey'e, ne de Büyükşehir Belediye Başkanı'na akıl verme gibi bir haddim de olamaz, bir hakkım da. 

Ancak kişisel bir sorununuz varsa bunu da kendi aranızda oturun, konuşun ve çözün. Bu dedikodular bugün Alanya ve Antalya sokaklarında konuşuluyor. Eğer aranızda bir sorun yoksa da çıkıp kamuoyunun önüne bir açıklama yapın ve dedikoduları bitirin. Eğer dedikodular doğru değilse bile bu dedikoduların sokaktaki vatandaşlar tarafından konuşulması bile hem size hem de mensubu bulunduğunuz AK Parti'ye ve en önemlisi de Alanyamıza zarar veriyor. Gelin aranızda sorun varsa tatlıya bağlayın, yoksa da dedikoduları yalanlayın, hem kamuoyu rahatlasın, hem de bu dedikoduyu üretenler kendi işlerine baksınlar. Size de bu yakışmaz mı?