Son zamanlarda kafayı “efsane olmuş aşk hikayelerine” takıp, şu fani dünyada kavuşmayı bir türlü beceremeyen kahramanları bu köşeden bir bir deşifre ettiğime bakıp da, “aşk-meşk mevzularından başka bir halt bildiği yok, kayışı koparmış bu adam” diye düşünmeyin hakkımda…
Fena halde yanılırsınız çünkü…
Tamam, belki de “aşkı özlediğim” için, “şahsıma aşık olma” potansiyeli olan hanımlara “ince mesajlar” verebilmek adına bu tür mevzulara fazla dalıp, efsane aşkların, efsane kahramanlarını da şirazeden çıkardım, doğru…
Adamlar mezarlarından çıkıp, hakkımda dava açsalar ocağıma incir ağacı dikerler, Allah korusun…
Bu nedenle, “aşklı-meşkli” hikayelere en azından bugünlük ara verip, rotayı başka taraflara kaydırarak, “hedef şaşırtmakta” fayda var…
Misal, AKP’nin geçtiğimiz hafta sonu yaptığı ve Mustafa Berberoğlu’nun “fark atarak” kazandığı 5. Olağan Kongresi ile ilgili laf üstüne laf sokmadım, aman pardon koymadım daha…
Her ne kadar “beyazlamış” olsa da kafamızda saç var daha, “başım kel” değil yani, benim de söyleyeceklerim var…
Şöyle ki…
Bu konuyla ilgili olarak, siyasetçisinden tutun gazetecisine, berberinden tutun bakkalına kadar her kesimi kapsayan Alanya kamuoyunda, “Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ne isterse, kimi işaret ederse o seçilir” diye bir algı var…
Böyle olması da gayet doğal, lafım yok…
Ama bilinen ve sanılan kadar bu işlerin “direkt içinde” değil ya da “birebir müdahil” değil Bakan Çavuşoğlu…
Memur kooperatifi arsası büyüklüğündeki masamla “bütünleşmiş” olan “dönerli mini sekreter” koltuğumda otururken yumurtlamıyorum bunu…
Kaynak vererek anlatıyorum işte, siz de öğrenin…
AKP Alanya İlçe Teşkilatı’nın kongre sürecine girdiği ve piyasada “Mustafa Toklu” isminin “en güçlü aday” olarak parende attığı günlerde, “Antalya bölgesinden de koordinatör olarak sorumlu olan, Konya Milletvekili Hüseyin Üzülmez” -ki, kendisini Konya Ticaret Odası Başkanı olduğu dönemlerden de çok iyi tanır, bilir ve severim- Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu telefonla arar…
Özellikle Alanya ile ilgili fikrini almak için, “piyasada iki-üç tane isim var, sonuçta Alanya sizin memleketiniz, nasıl olacak bu işler, ne tavsiye edersiniz” mealinde bazı sorular sorar…
Öyle tahmin ediyorum ki, Bakan Çavuşoğlu’nun, “Ahmet ya da Mehmet olsun, bizim adamımız o” demesini bekler ama hiç de beklediği gibi bir yanıt almaz…
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu aynen şöyle der…
“İl Başkanımız Mustafa Köse ne derse o”…
Kafalarının bir köşesinde, AKP Alanya ile ilgili her mevzuyu Mevlüt Çavuşoğlu’na bağlayıp, “bakan bilir, bakmayan bilmez” mealinde “saplantıları” olanlar bundan vazgeçsinler artık…
Benimkisi, “olaylara at gözlüğü ile bakanlar” için sadece küçük bir tavsiye…
İsteyen uyar, istemeyen uymaz çok da şeyimdeydi, umurumda, bu bir…
Bakan Çavuşoğlu’nun bu tavrı, bana göre gerçekten “takdir edilecek” bir tavır olmakla birlikte, AKP’nin Antalya İl Başkanı Mustafa Köseyi de ayrıca “kutlamak” gerekir…
İlçeleriyle beraber, koskoca Antalya’ya gerçek anlamda “hakim olmayı başarabilmiş” bir yönetim anlayışı sergilemiş ki, işine kimseyi karıştırmıyor…
Sonuç olarak, AKP İlçe Başkanı seçilen Mustafa Berberoğlu, “kimsenin adamı” falan değil…
Sadece iliyle, ilçesiyle “teşkilatların seçtiği, tercih ettiği başkan” o kadar…
Öyle, “karşısında başka aday olsaydı seçilemezdi” diye lafa girip, “ama” diye takla atıp, “Mevlüt Çavuşoğlu’na rağmen seçilen yönetimin eli kolu bağlı olur, görevden alınır” diye devam eden cümleler kurarak, “bileğinin hakkıyla seçilmiş” olan bir yönetimle ilgili “kafa bulandırıcı” tavırlar sergilemek, en azından “büyük haksızlık” olur, bu iki…
Gelelim AKP Alanya İlçe Yönetim Kurulu’nda yer alan ve CHP üyesi olduğu için, daha doğrusu CHP üyeliğinden istifa etmeden AKP yönetimine girdiği için dikkatleri çeken Ceyda Görücü hanımefendiye…
Sevgili meslektaşım Gaye Coşkun’un, KANAL A’nın web sitesinde yayınlanan yazısında da belirttiği gibi, “kadınların aktif siyasetin içinde olmasına” ben de sonuna kadar taraftarım…
Bu konuda bir sıkıntı yok…
Ama, yine sevgili Gaye’nin yazısında vurguladığı gibi, Ceyda Görücü’nün bir partinin üyeliğinden istifa etmeden, diğer partinin yönetiminde yer alması hiç “etik” değil…
Şunu da söyleyeyim…
Bu mevzu sadece “etik değil” denilerek üç-beş gün sonra “unutulmaya mahkum” olmakla da kalmayacak…
“Bir partiden istifa etmeden, başka bir partiye üye olanların, her iki parti üyelikleri de düşer”…
Bunu ben söylemiyorum, kanun maddesi söylüyor…
Bu nedenle, hem AKP Alanya İlçe Teşkilatı’nı hem de “parti değiştiren” Ceyda Görücü’yü “zor durumda” bırakmak için, “pusuda bekleyenler” var, bu da üç…