Dini inançların alay konusu edilebildiği, inançsızlığın ise "Azınlık hakları" gereğince ayrı bir üzerine titrendiği garip ülkem...
Manşetlerinde "Ötekileştirildik"  naralarıyla halkın sesini bastırmak adına zil gibi çığrınan ve eleştiri sınırlarını zorlayarak, hakaret ile düşünce özgürlüğü arasındaki çizgiyi bulanıklaştıran tüm kalemler durmaksızın yazarken...Perhizimi bozuyor ve bazı konular üzerine mümkün olduğunca yazmayacağım ve hatta mümkünse, bir süre gündemi takibi bırakarak hiçbir köşe yazarını okumayacağım diyerek kendime vermiş olduğum sözü çiğniyorum.  
Sebebi ise din değiştirerek Yahudi(!) olmuş Zeytin Ağaçlarıdır... Uğur Dündar Abimize buradan teşekkürlerimi sunuyorum, bizimle bu bilgiyi paylaştığı için.


Ağacın Yahudi'si olur muymuş demeyin, olurmuş; hatta Uğur Dündar da bunu hikayelendirerek yazarmış, adını da "Zeytin ağacı" koyarmış. (Hikayesini kendi orijinal yazısından okuyabilirsiniz)
Tesadüfe bakınız ki,benim de çocukluğumdan vakıf olduğum aynı hikayede tarif edilen ağacın özellikleri arasında -dikenli çalı gibi- bir anlatım var. Bilmiyorum, Yılca'daki zeytin ağaçları dikenli midir ama, birilerinin bi yerlerine bir şeylerin battığı kesin.

(Kur'an-ı Kerim'de zeytin ağacına övgü içeren ayet-i kerimeler varken, böylesi bir cahilliği neresinden tutup da anlatayım bilemedim kusura bakmayın.)
...
Gezi parkındaki akasya ağaçları ile başladı...Cami inşası için seçilen beton zemin kaçak otopark yeri birden bire Validebağ korusu oldu, şimdi de zeytin ağaçlarının Yahudi olma serüveni başladı, hatta öyle yazılar ki, İsrail zeytin ağaçlarını korumak istemiş, ama hükumet inatla kesiyormuş vb. Hani bi söz var ya: "Bunları ciddi söylüyorsan, çok komik; yok espri yapıyorum diyorsan, hiç komik değil." diye, zannedersem tam buraya cuk oturuyor. Bu seneki Gazze işgalinin İsrail icraatlarına niçin bakmadınız? Saçı kır koca koca köşe yazarlarısınız, insan Yılca'daki 6000 zeytin ağacının kesimi olayını, hiç 20.000 ağaçlı zeytinliğe tanklarıyla giren, ekim alanları tahrifi ve Gazze halkını susuz bırakmak için temiz ve kirli su şebekelerini vuran terörist bir devlet üzerinden "İsrail ağacı koruyor" diye anlatmaya çalışır mı? Espri anlayışına,anlatıma bak... O zaman neredeydi çevreciliğiniz? Dünya, hepimizin dünyası değil mi? Gerçi hoş... "Ölen ve sakat kalan binlerce çocuk da vardı, ama tabi önemli değildi(!) Oradan muhalif olunacak malzeme çıkmazdı(!) Denediler, olmadı zaten."
Zeytin ağaçları üzerine ancak şu söylenebilirdi "Buraya, kendi doğadaş toprak üstü yatırımı yapılabilirdi.Zeytincilik üzerinden yürünürdü." Ama hayır... Siyasetin en karası, en laçkası, en sakızı yapılacak ya; vekiller halkın seçtiği vekiller değil, ağaçların seçtiği vekillermişçesine gardını alacak. Bilmiyorum ama artık bana, siyaseten muhalifliğin gezi parkından bu yana envai çeşit hikayelerle yeşillik üzerinden yürüyor olması artık samimiyetsiz ve çaresizce geliyor.


Lütfen biraz da domates ve kara lahana üzerine de konuşun, renk olsun.
Sonra yumurta,peynir ve ithal anguslar üzerine de bol bol konuşun, 
dengeli beslenin(!) tamam mı?
Sevgi ve saygılarımla...