Kendimden biliyorum…
“Adım çıkmış dokuza, inmez artık sekize” hallerindeyim çünkü…
Başı sıkışan, derdi olan, canı sıkılan, her hangi bir konuya sinirlenen kim varsa, “Yazsa yazsa bu manyak yazar” diye beni buluyor…
Belediye otobüs durağının, “tam da kapısının önünde” olması gerektiğini iddia edenden tutun, “mal paylaşımında” kayınbiraderinin kendisine “kazık attığını” düşünen ve büyük haksızlığa uğradığını savunarak, “dokunsan ağlayacak” kıvama gelmiş olana kadar, ne ararsanız var…
İster inanın, ister inanmayın, karısının dırdırından bıkıp, “abi Allah aşkına şu benim avradı bi yaz da el aleme ibret olsun, belki aklı başına gelir” diyen bile oldu…
Yanlış anlaşılmasın sakın, bunların hiç birisinden “şikayetçi” falan değilim…
Tam aksine, “keyif” bile alıyorum…
Şunun şurasında, hayat anlamında “eli bitmiş”, yıllardan bu yana “okeye dönüp duran” bir adamım…
Dahası, beş taşın arasına bağladığım okeyi atmam için, “kırmızı sekizli” lazım ama, iki kırmızı sekizli de çıktı, piyasada yok yani…
Tek şansım, “ikinci okeyi çekmek” ki, bende bu kadar şans olsaydı, “anamdan kız doğardım” zaten…
“Kız doğsaydın ne olurdu” diye sormaya kalkışmayın sakın, o mevzulara girersek işin içinden çıkamayız inanın…
Hem mevzu dağılır, hem de konu başka yerlere akar ki, sonuçta “kadın milletinin” hışmına uğramak da var…
En iyisi mevzu fazla dağılmadan toparlayalım…
En başta da yumurtladığım gibi, “derdi olan, başı sıkışan” beni arıyor…
Dün de aynen öyle oldu…
Mahmutlar tarafından ikamet eden “eski tüfek dostlardan” birisi arayarak, geceden beri sularının akmadığını söyleyip, “yazsana hemşerim, burası turizm kenti Alanya mı yoksa Kerbela Çölü mü” diye bir de fırça kaydı…
Sanki gece “su deposuna gidip”, adamların suyunu ben kestim…
Hoş, gitsem de “kesme” ya da “sabote etme” şansım varmış…
“Ne demek istiyorsun” diye kafanız karıştı biliyorum…
Hemen izah edeyim…
Yaptığım küçük bir araştırma sonunda, Alanya’daki su depolarında “ASAT’a bağlanmadan önce” 24 saat nöbetçi personel olduğunu, ama “ASAT’a bağlandıktan sonra” bu nöbetçi personelin sadece gündüz görev yaptıklarını öğrendim…
Bir başka ifadeyle, Alanya’nın su depoları, “gece başında bekleyecek personel olmadığı” için, kelimenin tam anlamıyla “Allah’a emanet” halde…
Gündüz sekiz saatlik süre içerisinde arıza olursa, buna “müdahale etme” şansı var ama, gece arıza olursa “yandı gülüm keten helva”…
İşte, Mahmutlar’da yaşanan son su kesintisinin sebebi de buymuş…
O bölgeye su veren depoya “su basan pompa” işgüzarlık yapıp, gece gece arıza vermiş…
Hal böyle olunca, depo da boşalmış, doğal olarak…
Gece gece durduk yerde “arıza çıkaran” su pompasının başında bir “nöbetçi eleman” olsaydı, arızaya anında müdahale edilseydi, ya da ne bileyim, depo boşalmadan gerekli takviye yapılsaydı da Mahmutlar’da yaşayan vatandaşlar susuz kalmasaydı fena mı olurdu yani?...
Diye sorası geliyor insanın…
Zurnanın “zırt dediği” tam bu noktada, “su depoların başında eskisi gibi neden 24 saat nöbetçi kalmıyor” diye bana sormayı aklınızın ucundan bile geçirmeyin sakın…
İşin orasına ben karışmam…
Bu memleketin Büyükşehir Belediye Başkanı var…
ASAT Müdürü var…
“Alanya’da bu işlere baksın, aksaklık olmasın” diye görevlendirilmiş Büyükşehir Koordinatörü var…
Olmadı, “Koordinatör Yardımcısı” var…
Gidin onlara sorun, bana ne…
İşim gücüm var benim…
Okeye dönmeye devam ediyorum…
Her an “ikinci okeyi” çekebilirim…
İçimde öyle bir his var nedense…