Senelerdir okutulana bakacak olursak, Kristof Kolomb keşfetti.
Peki bu nasıl gerçekleşti?
Dünyanın yuvarlak olduğuna inanan Kolomb, sürekli aynı yöne doğru giderek bunu anlamak isterken, yeni bir kıta keşfetti.
Peki Amerika kaç kez keşfedildi?
"Üç kez."
Biliyorsunuz, baya alay konusu edildi Cumhurbaşkanımızın söyledikleri. Bu kısma girmek istemiyorum, zira olabilir de, olmayabilir de...
Nitekim, tüm ders kitaplarına da Cumhurbaşkanlarına da inanma yaşımı geçtim.
Bir de Amerika'nın, Kristof Kolomb’dan yaklaşık 200 yıl önce Marko Polo tarafından keşfedilmiş olabileceği iddiası da vardı seneler önce.
Ne şekilde sonuçlandı, ne oldu bilmiyorum, bu yüzden Sade Amerika'yı kimin yahut kimlerin ilk kez keşfettiği kısmıyla ilgilenmiyorum.
Benim üzerine konuşmak istediğim esas konu,
"Amerika'nın üçüncü keşfidir."
Amerika üçüncü kez keşfedilir mi?
Edilir.
Üçüncü keşif kimlere aittir?
Müslümanlara...
Keşfedilen yeni bir Amerika mıdır?
Evet.
Bu üçüncü keşfin, eski keşiflerden farkı nedir?
Şöyledir efendim;
Kadınlar, henüz mini etek ve topuklularıyla ekranlarda-caddelerde birbirleriyle yarışmazdan,
nüfusumuzun %20si obez %40ı kilolu değilkenden, kürtaj-doğum oranı kapışmazkenden,
boşanmalar düşen evlenme yüzdesine göz kırpmazdan önce...
Aldatmalar normal erkek vasfıymış gibi karşılanmazdan, biri yer biri bakmazdan,
sünnet "Oğlum 18 yaşına gelince kendi tercihini yapsın" diye ertelenmezden,
depresyon gibi ruhani sıkıntılar sıradan hastalıklarımız olmazdan,
huzurevlerini ana ve babalarımızla doldurmazdan önce...
Bir Türkiye vardı.
Amerika'nın keşfinden önce, bir Müslüman vardı...
O, safi "Benim özgürlüğüm" demez, başka birinin bakışlarını da kendinden uzak tutmak
ve birinin aile tadını kaçırmamak adına giyimini derler, öğünlerinde komşularını gözetir,
Allah'ın verdiği cana saygı duyar ve rızk konusunda kendini ferahlatır, sabır ve fedakarlıklarını
son demine kadar yaşar, harama göz koymaz, lokantada dahi yemek yerken iç masaları seçer,
dara düştüğünde ellerini duaya açar, anasını atasını başının tacı yapardı...
Amerika'nın keşfinden önce...
nüfusumuzun %20si obez %40ı kilolu değilkenden, kürtaj-doğum oranı kapışmazkenden,
boşanmalar düşen evlenme yüzdesine göz kırpmazdan önce...
Aldatmalar normal erkek vasfıymış gibi karşılanmazdan, biri yer biri bakmazdan,
sünnet "Oğlum 18 yaşına gelince kendi tercihini yapsın" diye ertelenmezden,
depresyon gibi ruhani sıkıntılar sıradan hastalıklarımız olmazdan,
huzurevlerini ana ve babalarımızla doldurmazdan önce...
Bir Türkiye vardı.
Amerika'nın keşfinden önce, bir Müslüman vardı...
O, safi "Benim özgürlüğüm" demez, başka birinin bakışlarını da kendinden uzak tutmak
ve birinin aile tadını kaçırmamak adına giyimini derler, öğünlerinde komşularını gözetir,
Allah'ın verdiği cana saygı duyar ve rızk konusunda kendini ferahlatır, sabır ve fedakarlıklarını
son demine kadar yaşar, harama göz koymaz, lokantada dahi yemek yerken iç masaları seçer,
dara düştüğünde ellerini duaya açar, anasını atasını başının tacı yapardı...
Amerika'nın keşfinden önce...
Bebek henüz doğmadı... Baby shower'ını düzenledik.
Sevdiklerimize, yakınlarımıza yaş günü partileri yaptık.
Yılbaşını(!), süslü çam ağaçlarıyla, kırmızı kukiletalarla 10'dan geriye sayarak karşıladık.
(Hicri yılbaşımızı Hristiyanlar da kutluyor ya(!))
Cadılar bayramında korkunçlu(!) giyinerek eğlenenlerimiz oldu.
Nikah töreni çıkışı, gelin ile damadın üzerine pirinç atanları da gördük.
(Belki de okunmuştur(!))
Kreşlerde çocuklarımız, paskalya için yumurta boyadı.
Cenazelerde kara kara giyinip, gerektiğinde alkış tuttuk.
Sakal bırakan pek çok erkek, bunu sünnet olduğu için değil, bu senenin modası olduğu için yaptı.
Dizilerimizde, herkes herkesten hamile kaldı ve neredeyse hepimiz "Aşk(!) kazansın" dedik.
Sakal bırakan pek çok erkek, bunu sünnet olduğu için değil, bu senenin modası olduğu için yaptı.
Dizilerimizde, herkes herkesten hamile kaldı ve neredeyse hepimiz "Aşk(!) kazansın" dedik.
Sofra adabı(!) gereğince çatallarımızı sol ele aldık.
Akıtmamız waffle oldu, kekler cup kek, şekerli pişi donut, patates kızartması cips...
Ana dilimizle İngilizce nasıl da birbirine giriverdi tüm bunlar yaşanırken...
Hristiyan bir gençle, Müslüman bir genci sokakta ayırt edebilene de helal olsun...
Şimdi... Amerika'yı biraz daha net gördük mü?
İşte bu, Asya kıtasındaki Amerika'nın ilk,
Sade Amerika'nın üçüncü keşfidir.
Böyle giderse, Avrupa olsun, Amerika olsun...
Daha çoook keşfedeceğiz.
Ama esas soru o değil, şu:
İçimizdeki Amerikalı'yı biraz daha net gördük mü?
Daha çoook keşfedeceğiz.
Ama esas soru o değil, şu:
İçimizdeki Amerikalı'yı biraz daha net gördük mü?
Sevgi ve saygılarımla...