Kendi hayatınıza odaklanın. Çevrenizde ne kadar insan var? Hangilerinin görüşleri sizin için değer taşıyor? Kimlerin görüşlerine göre hareket ediyorsunuz? Yoksa hayatınızla ilgili her kararı bir başkası mı veriyor? Peki en son ne zaman kendinizi değerli hissettiniz?
Bir başkası sizin hakkınızda olumlu bir şey söyleyince iyi; olumsuz bir şey söyleyince kötü olmazsınız. Bu kimse için geçerli değildir. Siz var olduğunuz için değerlisiniz, sizin değerinizi başkaları belirleyemez. Sizin görüşleriniz de herkesin ki kadar önemli.
Başkalarının bizim hakkımızda gerçekçi düşünceleri elbette önemlidir. Ancak asıl önemli olan bizim kendimiz hakkında ne düşündüğümüz, kendimizi nasıl değerlendirdiğimizdir.
Bireyin gerçek benliğini tanıması ve kabul etmesi zordur, sancılıdır. Zor da olsa bireyin kendini olduğu gibi kabul edebilmesi ise ruhsal iyilik halinin yapı taşıdır.
Öncelikle bir başkası sizin hakkınızda olumsuz yargıda bulunduğunda kendinize şu hatırlatmayı yapın;
'' Birisi bana değerli, benim gelişmeme yardımcı olabilecek olumlu veya olumsuz bir eleştiri ya da öğütte bulunduğunda pek tabii ki onu dinleyebilirim. Ancak, 'o doğruyu söyler ya da o bilir' türünden bir düşünce yerine, 'başkalarının söylediklerinin benim işime yarayıp yaramayacağına ya da öğütlerine ve eleştirilerine kulak asıp asmamaya ben karar veririm' diye düşünürüm. ''
Ayrıca, birisi kendinden çok emin bir şekilde bir görüş belirttiğinde kendinize şu soruları sorma alışkanlığını kazandırın:
-Bu kişi görüşü doğrultusunda ne biliyor?
-Konu hakkında bilgi sahibi mi?
-Söylediği gerçekten bir anlam taşıyor mu?
-Görüşünü destekleyen veya ona aksi düşen deliller veya veriler var mı?
Bu soruları görüş ayrılığı içinde olduğunuz kişi kim olursa olsun sorun.
Unutmayın siz kendinize verdiğiniz değer kadar değer görürsünüz her zaman. Önceliklerinizi bilin, farkındalığınız yüksek olsun.
"İnsan ne kadar kendi başına yeterli, güvenli hisseder, ne kadar az başkalarının onayına ihtiyaç duyarsa, başkalarından o kadar az nefret etmeye ihtiyacı kalacaktır. Yine aynı şekilde kimlik bütünlüğünü tamamlayıp, kendisini iyi ve kötü yanları ile görüp kabul ettikçe, nefret edeceği insanlara gereksinim duymayacaktır." Prof. Dr. Doğan Şahin