“İnanırsan olur” nereye oluyor kardeşim. İnanmak kısmı tamam orası kolay iş ama “ol”mak eylemi bayaaaa pasif kalmış vaziyette. Hatta ne işe yaradığını geçenler de bana sordu. Bak canım böyle böyle insanlar ister sen “ol”ursun dedim. Anlattım bir güzel ne yapması gerektiğini. Saksımı düştü kafasına ne. İşine gelmedi zaar. Çığlık atıp arkasına bakmadan koşarak uzaklaştı.
He, bu arada paralel evrende oldu da benim haberim yoksa o ayrı konu. O orada ola dursun biz yaşadığımız evrene dönerek bir bakalım ne olmuş. Sorun da orda başlıyor zaten, olan biten bir şey yok. Nasıl ya derken, ağzımı açık bakarken evren bana ağzını kapat sinek kaçacak diyormuş meğersem.
Çocuklar toplanıp gittiler içimden o denli vahim durumlar. Mevcut durumlar bazen değil çoğu zaman can sıkıyor. Can sıkmak demeyelim de sanki böyle boğazına yapışmış nefes almakta zorlanırsın ya öyle bir şey. Ya da uyurken karabasan çöker de hani uyanamazsın ya onun gibi. Keşke karabasan olsa da çöküp gitse dediğim olmuyor değil. Karabasan nedir abi “uyku felci” o. Deyip kendimi de düzeltiyorum arada.
Neyse uyku felci, karabasan derken başka yollara sapmanın alemi yok. Durum bu kardeşlerim, yoldaşlarım, ağabeylerim, ablalarım, vs. İnanmayın öyle her şeye. İnançlarımız “inanç avcıları” tarafından ele geçiriliyor.