Türkiye’de üzerinde en çok konuşulan ancak en az düşünülen şey futboldur. Sokağa çıkıp yüz kişiye futbol nedir diye sorsanız, muhtemelen yüz farklı cevap alırsınız. Futbol hakkında söz söylemek hem çok kolay hem de çok zordur. Neyin kalitesiz futbol olduğunu belki hepimiz kolaylıkla söyleyebiliriz ama eğer birisi bize kaliteli futbol nedir diye soracak olursa, sanırım çoğumuz duraksar, galibiyet dışında verecek cevap bulmakta güçlük çekeriz. Çünkü kalite ortaya çıktığında belli olur.

Bu, karmaşık bir mesele gibi görünebilir. Ama en önemlisi meseleye doğru açıdan bakmak gerekir. Futbol karmaşık hale gelince söylentiler daha fazla anlam kazanmaya başlıyor. Yönetim becerisi kötü, oyun kalitesi az, ancak konuşanı çok bir görünüm alıyor. Bu görüntü, Türkiye’de yoz kültürün şekillendirdiği “futboldan anlamak için maç izlemenin” yeterli olduğunu gösteriyor.

Futbola katkı sağlamayan, yaratıcılığı ve gelişimi engelleyen bu süreçte çok (boş) konuşan insanlar başkalarının ürettiklerinin edilgen tüketicileri haline geliyor. Yani futbol tüketiliyor. Yapay bir dünya görünümünde gerçeklik duygusundan uzak basmakalıp yargılarla fanatizmi körükleyen bir anlayışa zemin hazırlanıyor.

Etik değerlere hizmet etmeyen saldırganlık, alay etme, aşağılama ve suçlama gibi istenmedik davranışlar her geçen gün artıyor ve normalleşiyor. Bilim insanı, sosyolog Ulus Baker’in dediği gibi “Herkes herşeyleşiyor.”Görünüşe bakılırsa, bu anlayış, tıpkı kulüp yöneticilerinde olduğu gibi insanları birbirine benzer hale getiriyor.