Yalama sözcüğünün Türk Dil Kurumu’nda çeşitli anlamları var. Bunlardan bazıları şöyle:
Sözünde durmayan, iki yüzlü. Aşınmış, bozulmuş; vida yatağı genişlemiş, tutmaz, iş görmez olmuş. Kağnı arabalarında kolların dingile değen yeri.
“Yalaka” sözcüğü ise şu  anlamlara karşılık geliyor:
Çıkarcı, dalkavuk, arsız, şımarık. Açgözlü, bedavacı, asalak, arsız. İkiyüzlü, tutarsız kimse, dönek…
Kağnı arabalarının kollarının değdiği yere benzeyen yazarın birisi,  dünkü köşesinde  muhalefet yalakalarından bahsetmiş. 
Pes doğrusu… 
Yalakalık iktidar sahiplerine yapılır. Yaşamın her alanında böyledir, muktedir olmayanlara yalakalık yapılmaz ki…
Yalakalar, menfaatleri  icabı yalanacak yere “Dalkavukluk” yaparlar.
Döneklerin savunma mekanizması  ise, sonradan gerçekleri gördükleri noktasında toplanır.
Ama Türkiye’nin  gerçekleri şunlardır:
Hukuk devleti değil, polis devletidir. (*) 
Emeklileri açlık sınırının altında maaş alır, asgari ücret yoksulluk sınırının altındadır. Her geçen gün zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan ,orta sınıfı eritip yoksullaştıran bir “düzendir”…
 Çok uluslu şirketlerin oyuncağı olmuş ve bağımsızlığını yitirmiş bir devlet yapısıdır…
Yargının siyasallaştığı, yargının bağımsızlığını yitirdiği bir hukuk düzenidir…
Basının özgür olmadığı, muktedirin istediği gazeteciyi, gazeteden kovdurabildiği bir düzendir…
Devletin parasıyla yandaşlara peşkeş çekilerek oluşturulan “Yandaş Medya”nın gerçekleri saptırarak halkın gerçekleri öğrenmesini  engelleyen bir  basın anlayışıdır…
Olmadı, twitter’ i bile kapatmayı becerebilen bir  sahte demokrasidir…
Milletvekillerini  seçilmiş kralların tayin ettiği bir parlementodur…
Böylesine bir “Bozuk düzendir”…
Toplumu örgütsüz ve eğitimsiz; üretimi sanayisi ve tarımsal anlamda bitme noktasına gelmiş, sıcak para ile günü kurtaran bir ekonomi, dış politikası iflas etmiş, komşuları ile kavgalı; içeride sonucu Türkiye’yi bölünmeye götürecek bir açılım politikası.
Bunlar hala değişmemişken;  ve her geçen gün daha da durum vahimleşirken, “Sosyal Demokrat” dünya görüşünden dönüp,  sanki bir erdemmiş gibi, liberalizmi savunan; hala Özal, Demirel  ve Çiller sevgisi ile yatıp kalkan; AKP yalakalığından yalama olmuş yazarımız bir de bu konulara değinse ya…
Soruyorum , “Bu düzen değişmeli midir, yoksa devam mı etmelidir?
1980 darbesinden önce üretimi kendi kendine yeten yedi ülkeden birisi olan Türkiye’nin, “Globalizm” denen yeni dünya düzeninin, yani emperyalizmin  12 Eylül darbesiyle kucağına oturduğu andan itibaren sürekli yoksullaştığını, pamuğu, samanı dahi dışardan alır hale geldiğini görmezden gelerek, Türkiye’nin çağ atladığı masalını kitlelere yutturmaya çalışan, “Dönek” yazar biraz da bunları yazsana…
AKP  yalakalığı yapacağın yerde,  AKP’li Meclis Başkanı’nın bile itiraf ettiği  “Türkiye’de hukuk kalmamıştır” gerçeğini yazsana.
ABD’nin BOP Projesi gereğince, haritayı değiştirme planını yazsana…
 Bu projenin eş başkanının kim olduğunu yazsana…
Açılım politikasının ardında Türkiye’nin bölünmesi gerçeğinin yattığını yazsana…
Yazamazsın…
Çünkü “Yalakasın”…
 Hem de “Yalama olmuş yalaka, yarısı yere çakılı adam”…
**
(*)Yöneticilerin halka karşı hiçbir hukuk kuralıyla bağlı olmadığı yönetim biçiminin adıdır.