Köşe yazısı yazmanın en “keyifli” ya da “keyifsiz” tarafı “yazmadığın” zamanlarda ortaya çıkıyor aslında…
Yazdığın zamanlarda diline doladığın konuyla ilgili “olumlu” ya da “olumsuz” tepkileri zaten alıyorsun…
Önemli olan “yazmadığın” zamanlarda tepki alabilmek…
İşte hem bu tepkileri ölçebilmek, hem de daha önce de birkaç kez söylediğim gibi “motoru biraz soğurmak” adına, Onbirinci Köy’ün kapısına kilit vurup, zaman zaman ara veriyorum köşe yazılarına…
Alanya Postası Gazetesi’ni eline alıp, benim köşeyi göremeyince “oh be iyi ki yazmamış bu manyak” diye düşünenler de vardır mutlaka bilemiyorum ama şimdiye kadar şahsıma ulaşan böyle bir tepki olmadı…
Bu tür tepkiler gelse gelse “bir daha yazdırmayın şu adama” diye sevgili patronlarıma gelir…
Onlardan da şimdiye kadar bana yansıyan bir şey olmadı, belki de biriktiriyorlar, zamanı gelince “topluca gösterip” gereğini yapacaklardır bilemiyorum artık…
Bana yansıyan tepkiler hep, “niye yazmıyorsun birader yazsana, paşa paşa ne güzel okuyoruz” şeklinde oldu ve oluyor…
Hatta bu konuda resmen “fırça atanlar” bile var ki, yazı yazmadım diye ellerinden gelse iki yalancı şahit bulup, darağacında sallandıracaklar şahsımı, sağ olsunlar…
Son birkaç gündür yazmamamın asıl nedenini açıklayayım ki, fırça atanlara da kapak olsun…
Malumunuz, üç beş gün sonra 2014’ü bitirip, yeni bir yıla gireceğiz…
İşte bunun için kendi kendime bazı hazırlıklar yaptım…
Asla ve asla “tembellik yapmadım” diye de vurgulayayım ki, özellikle patronlarım, ne kadar “çalışkan” bir eleman olduğum konusunda şüpheye kapılmasınlar, işi sağlama almakta fayda var…
Şimdi gelelim yaptığım hazırlıklara…
Bu köşeyi “ezelden beri” takip eden okuyucularımız bilirler…
Her eskittiğimiz yıl içinde ortaya konulan “iyi ya da kötü” performanslara bakarak, “yılın EN’lerini” açıklıyorum kedime göre…
Öyle “anket-manket” yapıp, vatandaşa falan sormak yok ama…
Sadece ve sadece “şahsıma ait” fikir ve değerlendirmelerden yola çıkıp, paşa gönlümün istediğini “yılın en iyisi”, istemediğini de  “yılın en kötüsü” ilan edip, çarşıyı karıştırıyorum…
Geçtiğimiz iki yılda bu mevzuyla ilgili salladığım her yazı bünyeme iyi geldiği için bir nevi “alışkanlık” yaptı…
Hal böyle olunca da oturup, bu yılki dersime çalıştım uzun uzun…
Önümüzdeki pazartesi gününden itibaren Alanya’da “yılın EN’lerini” bir bir açıklamaya başlayacağım…
Hatta pazartesiyi de beklemeye gerek yok, şimdiden ufak ufak başlayalım isterseniz…
Hazır, yarın Alanya Ziraat Odası’nın yönetim ve başkanını belirleyecek olan “delegelerin seçimi” yapılacağından dalalım bu mevzuya…
“Alanya Ziraat Odası başkanlığına adayım” diyerek ilk çıkışı yapan, hemen karşımdaki masada oturan sevgili meslektaşım Kerim Toksöz oldu biliyorsunuz…
Bu gazeteci milletinin “vatandaşa yol gösteren” aklı-fikri çok olduğu için, gerek siyasi alanda, gerekse bu tür sivil toplum kuruluşlarında “yönetime” talip olmalarına oldum olası “sıcak bakmış ve desteklemişimdir”…
İşte bu nedenle meslektaşım sevgili Kerim Toksöz’e de “yolun açık olsun büyük başkan” diyorum ve kendisini “2014 yılının en yürekli, en cesaretli gazetecisi” ilan ediyorum…
Hasbelkader bu meslekte 30 yıla merdiven dayadım ama, işin doğrusu hiçbir zaman böyle görevlere talip olacak “cesarete” sahip olamadım…
Ama “kendine güvenip, ben varım” diyebilen her meslektaşımın da arkasında olmaya çalıştım…
Kerim Başkan, uzun yıllardan beri Ziraat Odası’nın başında olan ve gördüğüm kadarıyla da çiftçiler tarafından sevilip-sayılan Başkan Turgut Musluoğlu’nu devirip, odanın mührünü eline alabilecek mi, bunu kimse bilemez elbette…
Ama bu yoldaki ilk “önemli sınavı” yarın yapılacak delege seçimlerinde verecek…
Ya sandıktan çıkmayı başarıp, “delege” seçilecek ya da yolun başında “kaybedip”, gönüllerin “Kerim Başkanı” olacak kalacak…
Benim açımdan işin bu tarafı çok önemli değil…
Sonuçta buna çiftçiler karar verecek…
Ben şunu söylüyorum…
Bir gazeteci olarak, bir sivil toplum kuruluşunun başkanlığına talip olma “cesareti ve kendine olan özgüveni” önemli…
Bir kez daha söylüyorum, işte bu nedenden dolayı sevgili meslektaşım Kerim Toksöz’ü “2014 yılının EN cesaretli ve en yürekli gazetecisi” ilan ediyorum…
Ve çıktığı bu yolda da başarılar diliyorum…
Bu yılın “EN’leri konusunda” siftahı Kerim Başkan’la yaptık bakalım…
Önümüzdeki pazartesi gününden itibaren gerisi “çorap söküğü gibi” gelecek…
Yılın EN başarılı devlet adamı…
Yılın EN başarılı yöneticisi…
Oda başkanı…
Sporcusu…
Esnafı, restaurantı…
Hepsini bir bir açıklayacağım ama sadece ve sadece gönlümdeki “yılın EN güzel kadınını” açıklamayacağım…
İsterse de açıklarım, sıkıntı yok…
“Aşk güzel şeydir” diyelim ve bugünü de noktalayalım…