Alman sosyolog Max Weber’den öğrendik. Bürokrasinin nemenem bir şey olduğunu. 1980’li yıllarda televizyonlarda 'Emret Başbakanım' adlı bir dizi vardı. Dizide genel olarak bürokrasinin siyasetçiler üzerinde kurduğu sinsi otorite konu alınıyordu. İngiliz bürokrasisinin ülkeyi ne zorlu durumlara soktuğu konusunda onlarca kitap yazılmıştır.
Aslında bürokrasi ülke genel siyasetinin can damarıdır. Çünkü siyasetçiler seçimle gelip gittikleri için geçicidirler. Bir ülkede yerleşik köklü bir bürokrasi geleneği varsa o ülke kriz , buhran görmez. İşte Osmanlı, Enderun diye bir müesseseyi kurup geliştirerek büyük bir başarı hikayesi yazmıştır. Gelin görün ki o Enderun son yıllarında Osmanlının başına bela da olmuştur.
2002 den sonra ülkemizde yaşanan süreçte iktidar partisi halk iradesi fetişizmini işledi sürekli. Vesayetlerle mücadele ettiğini söyledi. Önce paşalarla sonra dış güçlerle, ABD ile, basın ile, son günlerde de cemaat ile. O vesayetler kalktı mı bilmiyorum ama aslanlar gibi bir bürokrasi vesayeti var bugün ülkede. İktidar partisi tayinlerle, sendikalarla, sürgünlerle, kurumların yapılarını yasal düzenlemelerle değiştirerek; ne isterse onu yapacak bir bürokrasi oluşturduğunu düşünüyor. Oysa ki 'Evet efendim, sepet efendim, ne güzel yaptınız efendim, ne güzel söylediniz efendim, bugüne kadar sizden iyi bu işi yapan olmadı efendim, herşey güllük gülistanlık efendim, bakmayın bu millet nankörlüğünden böyle yapıyor efendim....’’ diyerek siyasetçiyi narkozlayarak istediğini yaptırabilen bir bürokrasi gelişti ülkede.
10. 5 Yıllık kalkınma planı çalışmalarına katıldığım bir sırada bir SGK bürokratı, Türkiye’de devletin her ilacı her sağlık giderini karşılamasının doğru olmadığını bu nedenle tamamlayıcı sağlık sigortasının gelmesi gerektiğini ileri sürdü. Ben de, ' Asgari ücretin 980 TL olduğu bir ülkede, Bağ-Kur'lunun bile primini ödeyemediği ve 2-3 yılda bir SGK prim affı çıktığı bir ülkede fazladan primi kim nasıl ödeyecek, sizin piyasadan halktan haberiniz yok' dedim. O da, 'Biliyoruz ama bir yerden başlamak lazım’’ dedi ve talep planlara geçti.
Geçenlerde çalışanlara zorunlu Bireysel Emeklilik Sigortası getirildi. Ya kardeşim asgari ücretin neresinden kesip ne yatıracağız ? Kaldı ki Türkiye’de itikadı gereği BES’e karşı olan milyonlarca işçi bulunuyor.
Bulunduğu bakanlıkta masada oturup, AB müktesebatını tercüme edip yönetmelik taslağı yazmayı bürokratlık sanan hain bir tayfa türedi ülkede. Bu arkadaşlar ülkeyi düzenleme manyağı yaptılar. Esnaf ve serbest meslek sahipleri yüksek bürokrasi terörü altında inim inim inlemekteler ve maalesef bundan siyasetin haberi yok.
Siyaset buna bir şekilde karşı koyabilir. Katılımcı şeffaf yönetim anlayışı ile, meslek odaları ve STK'larla sık istişare ile, yanlış yapandan ve çalışmayandan hesap sorarak...Hoşçakalın