Kulakları çınlasın, halamın kızıyla evli olan sevgili Ahmet Tezcan’ın sayesinde, o dönemin Konya’daki “sayılı” gazetelerinden birisi olan “Türkiye’de Yarın” isimli gazetede “müsahhih” olarak başladım bu mesleğe…
“Müsahhih” demek, “muhabir” demek değil, yanlış anlaşılmasın…
En anlaşılacak tabirle, “çırağın çırağı” diyeyim, gerisini siz düşünün artık…
Babam, nam-ı diğer “Kel Ali”, o yıllarda beni bu meslekten uzaklaştırmak için çok mücadele verdi…
“Oğlum yapma, etme, bu meslek kolay değil, para pul kazanamazsın hayatını, geleceğini karartma” diye çok nasihatler verdi…
Hiç birisini dinlemedim tabi…
Söylenenler bir kulağımdan girdi ve beynimde hiç yer etmeden, diğer kulağımdan acil bir şekilde çıktı gitti…
“Ben yazmayı seviyorum” dedim…
Ve hep “dik durdum” babama, aileme karşı…
Mesleğe başladıktan birkaç yıl sonra, “aşık oldum”…
Kız istemeye gittik…
Hiç unutmam, rahmetli kayınpederim, “ne iş yaparsın” diye sordu…
Başım dik, omuzlar kalkık, göğsüm önde bir vaziyet alarak, “gazeteciyim” dedim…
“Onu bi geç hele, asıl işin ne, nasıl para kazanırsın” diye bir soru daha patlattı rahmetli…
O anda bile bozmadım "dik duruşumu"...
Aslında haklıydı adam, o yıllarda böyleydi bizim meslek…
Yerel anlamda, “ev geçindirecek kadar para kazanmak” çok mümkün değildi yani…
Ama…
Onuru vardı, gururu, haysiyeti, prestiji, karizması, kariyeri vardı…
Ve en önemlisi “dik durmak” gibi bir kuralı vardı…
Hep uydum bu kurala, hep “dik durdum” mesleğimde…
Buraya kadar okuduklarınızı yanlış anlamayın, amacım mesleğin dünkü ve bugünkü halini kıyaslamak falan değil…
Mevzuya “Dik duruştan” dalıp, lafı Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel’e getireceğim…
Şöyle ki…
Adem Murat Yücel, Alanya Belediye Başkanı seçileli “beş ay” oldu olacak, eli kulağında…
Bu süre içerisinde makamına hiç gitmedim, telefonla hiç konuşmadım….
Birisi iftar yemeği, diğeri de geçenlerde yapılan basın toplantısı olmak üzere sadece iki kez karşılaşıp, “elini sıktım"…
Yine bu süre içerisinde, Alanya Belediyesi Basın Bürosu’nda görevli arkadaşlar aracılığı ile “özel bir röportaj yapma” isteğimi birkaç kez ilettim ama o da olmadı...
Bu isteğim “kale alınmadı” yani, aylardan beri bekliyorum, ayrı konu…
Her ne kadar “kale alınmasam da” Başkan Yücel’i, “uzak gibi” görünse de hep “çok yakından” takip ettim…
Ve şunu gördüm…
Yukarıda Allah var…
Başkan Yücel’de tıpkı benim gibi…
“Dik durmasını” biliyor…
Yaşı henüz 40 bile olmamış bir belediye başkanı için, gelecek vaat eden genç bir siyasetçi için bu özellik çok ama çok önemli…
“Dik durmasını bilmek” demek, Alanya’nın hakkını, hukukunu kollayıp, korumasını da bilmek demek…
“Eğilip, bükülmeden, gerekirse masaya yumruğunu vurarak” Alanya için hizmet üretmeyi bilmek, tuttuğunu koparıp, almak demek…
Başkan Yücel’in önünde Alanya’ya hizmet etme anlamında “uzun yıllar” var daha…
Bakın, göreceksiniz…
Başkan Yücel, bu “dik duruş” özelliği sayesinde Alanya’ya çok önemli, çok büyük hizmetler getirecek…
Bu konularda kolay kolay yanılmam…
“Dik duranın” halinden, “dik duran” anlar çünkü…