Bir şehrin aynası yollarıdır derler. Eğer öyleyse, bugün Alanya’nın aynası çatlak, çukurlu ve sorunlu. Turizmin gözbebeği, yazın milyonları ağırlayan bu cennet şehir; şu dönem de yamalı bohçaya dönüşen yollarıyla anılır oldu.
Her sabah işe giderken ve dönerken aynı manzara… Direksiyon başında refleks geliştiren sürücüler, çukura düşmemek için ani manevralar yapan araçlar, mübarek ramazan ayında sinir katsayıları sınanan insanlar… Bir çukurdan kaçarken bir diğerine yakalanmak sıradan bir durum haline geldi. Yapılan yamalar da ne estetik nede kalıcı. Bu yalnızca konfor meselesi değil artık güvenlik sorunu haline geldi.
Mahmutlar Mahallesinde seyir halindeyken, farkında olmadan motosikletle çukura girerek, arkasında oturan teyzeyi düşüren amcayı gördüğümde içim parçalandı resmen. O an günlerce gözümün önünden gitmedi.
Çukurlu yollar nedeniyle araçların alt takımları zarar görüyor, lastikler patlıyor, bakım masrafları artıyor. Vatandaş vergisini düzenli öderken karşılığında güvenli ve düzenli bir yol beklemek hakkı değil mi?
Bitmek bilmeyen yol çalışmaları nedeniyle en çok da esnaflar zarar görüyor. Oldukça kötü geçen kış sezonunun üstüne bir de böylesi sorunlar insanları ekonomik bağlamda da zora sokuyor. Siftah etmeden dükkanını kapatan esnafı görmezden gelmek ne kadar doğru?
Geçenler de ‘aşkımız Alanya’nın yol çalışması gibi hiç bitmesin’ yazılı düğün arabası da alay konusu oldu sosyal medya da. Acı bir tebessümle güldük ağlanacak halimize.
Alanya bunu hak etmiyor. Bu şehir sadece yazın değil her mevsim değerli. Yolları köstebek yuvasına dönen bir kent görüntüsü hem ekonomimize hem de vatandaşın günlük yaşantısına zarar veriyor.
Sorumluluk makamında olanlardan vatandaşa kulak vermesini kalıcı ve planlı çözümler üretmesini bekliyoruz. Zira vatandaş artık çukurdan kaçmaktan yoruldu.
Kalın sağlıcakla…