ABD’de mi, Türkiye’de mi üretici olmak daha zor?
Sürdürülebilir tarımın temel şartı, üreticinin ekonomik olarak sürdürülebilir bir gelir elde edebilmesidir. Üreticiyi desteklemeden toprağı, gıdayı ve kırsal yaşamı korumak mümkün değildir. ABD ve Türkiye karşılaştırması bu gerçeği açık biçimde ortaya koymaktadır.
ABD’de 2024 yılında yaklaşık 1,88 milyon çiftlik bulunurken ortalama çiftlik büyüklüğü 466 acre, yani yaklaşık 189 hektar/1.890 dekardır. ABD’de üreticilerin ortalama yaşı 58,1’dir. Türkiye’de ise Bakanlık kayıtlarında desteklerden yararlanan yaklaşık 2,9 milyon üretici bulunmaktadır. Türkiye’de işletmelerin küçük ve parçalı yapısı, üreticinin ölçek ekonomisinden yararlanmasını zorlaştırmaktadır.
ABD’de 2026 yılı için tarımsal işletmelerin ortalama net nakit geliri yaklaşık 135 bin dolar olarak tahmin edilmektedir. Ancak bu rakam işletme başınadır; doğrudan “dekar kârı” değildir ve büyük işletmelerin ağırlığı nedeniyle Türkiye ile birebir karşılaştırılamaz. 2025’te ABD’de doğrudan devlet ödemelerinin yaklaşık 40,5 milyar dolar olması beklenmiştir. Bunun önemli bölümü olağan desteklerden ziyade afet ve olağanüstü yardım ödemelerinden oluşmuştur.
Türkiye’de ise 2025 yılında toplam tarımsal destek bütçesi 158,55 milyar TL olmuş ve 2,9 milyon üretici desteklerden yararlanmıştır. Basit ortalamayla bu, üretici başına yaklaşık 54.700 TL destek anlamına gelir; ancak destekler ürün, alan ve faaliyet türüne göre değiştiği için bu rakam gerçek kişi başı ödeme değildir.
Girdi maliyetleri açısından fark daha çarpıcıdır. Türkiye’de Tarım-GFE Aralık 2025’te yıllık %33,15 artmıştır. ABD’de ise 2025 tarımsal üretim giderleri reel olarak yaklaşık %1,2 artmış, 2026’da %0,9 azalması öngörülmüştür.
Sonuç olarak ABD’de çiftçilik büyük sermaye ve yüksek yatırım gerektiren bir iş olsa da ölçek, finansman, sigorta ve kamu destek mekanizmaları üreticinin riskini azaltmaktadır. Türkiye’de ise küçük ve parçalı işletme yapısı, yüksek girdi enflasyonu ve gelir belirsizliği üreticinin yükünü artırmaktadır.
Bu nedenle sürdürülebilir tarımın gerçek politikası yalnızca “daha fazla üretmek” değil, “üreticinin üretmeye devam edebilmesini sağlamak” olmalıdır. Üreticiyi yaşatmak, aslında gıda güvenliğini yaşatmaktır.