Kelime anlamı kalkmak, dikilmek, ayaklanmak olan kıyamet medeniyetimizde; evrendeki düzenin bozulup her şeyin yok olması ve ardından ölenlerin yeniden dirilerek mahşerde toplanması demektir. Kıyamet ile ilgili kutsal kitabımızda çok çarpıcı ifadeler vardır:
“Kıyamet zamanı Sûr’a üfürüldüğü, çekimlerin yok olduğu güneş dürülüp ışığı söndürüldüğünde,
Yıldızlar kararıp döküldüğünde,
Dağlar, yürütülüp yok olduğunda,
Denizler kaynatılıp ateş kesildiğinde…”
…
“O gün yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar dağılıp çökmüş bir kum yığını olur.”
…
“Ama, göz dehşetten kamaştığı, ay tutulup artık karardığı, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, İşte o gün insan: “Kaçacak yer neresi?” der…”
…
Her geçen gün daha korkunç manzaralar ile şahit olduğumuz doğal afetlerin sonrasında, hatırladığımız bu sahneler elbet bir gün gerçek olacak ancak ne zaman olacağı konusunda Allah’tan başkasının bir bilgisi yoktur. İslam inancına göre ikinci ana kaynak olan peygamberin sözlerinden sadece kıyametin alametlerini öğrenebiliyoruz.
Cehaletin artması, ilmin azalması, kötülüklerin; sapkınlıkların yaygınlaşması, emanete ihanet edilmesi, güven duygusunun azalması, cinayetlerin, kavgaların artması, insan hayatının önemsizleşmesi gibi birçok alametleri çağımızda görebiliyoruz…
Her insan bir alemdir ve her kişinin kıyameti öldüğü zaman kopmuştur. Önemli olan kendi kıyametimize kadar neler yaptığımız ve neler yapmadığımızdır. Yeryüzü ve bu kâinatın emrine verildiği insanoğlu sınırlı bir yaşam sonunda hesaba çekilecektir. Birçok batılı filozofun da sonunda ikrar ettiği gibi, ne için yaratıldığının farkına varmadan kendi kıyametimize hazırlıksız yakalanmak hüsrandır.
Dünyayı yaşanılır kılan iyiliklerdir, güzelliklerdir. Fani dünyanın maddi zevkleri, geçici mutluluklar verse de sonunda hesap vardır, helalin hesabı haramın azabı kesindir. Çoğu zaman ilahi adalet hesabı kıyamete kalmadan da yerini bulsa da asıl olan ebedi hayatın akıbetidir.
İnsanoğlunu dizginleyen, kötülüklerden alıkoyan en büyük güç de hesap verme inancıdır. Ahiret inancı olmayanlar için ise suçların cezasız kalmayacağı duygusudur. Adalet ve güvenlik sistemlerini sağlıklı işletmiş demokratik toplumlarda dahi suç oranı; ahiret inancı olan toplumlardan çok daha fazladır. Zira her kişinin başına bir polis, asker dikemezsiniz ancak kalplerdeki fren onu engelleyebilir.
Doğruluk, insanı iyiliğe, iyilik ise insanı huzura götürür. Ne mutlu farkında olan bahtiyarlara...
Muhabbetle…