Zeytin ağacı kadim Akdeniz toprağında yalnızca bir tarım ürünü değil, binlerce yıllık bir hafızanın, emeğin ve kültürün taşıyıcısıdır. Antalya’nın doğusundan batısına geniş bir alanda kök salan zeytin ağaçları, geçmişten bugüne üretimi, bugünden yarına ise umudu temsil eder. Bugün zeytinyağına “altın sıvı” dememizin nedeni, yalnızca rengi ya da ekonomik değeri değil, sağlıktan kültüre, turizmden ihracata uzanan çok boyutlu ve kalıcı değer taşımasıdır.

Antalya, Alanya’dan Kaş’a erken hasat imkanı, iklim avantajı ve yerel çeşitleriyle zeytinyağında güçlü bir potansiyele sahiptir. Özellikle Borsamız tarafından coğrafi işaret tescili alınan Tavşan Yüreği Zeytin ve Beylik Zeytin çeşidimiz yüksek polifenol değerleri ve kendine has aromasıyla dünya pazarlarında söz söyleyebilecek niteliktedir. Artık tarım ürünlerini üretmek yetmiyor, katma değerli hale getirerek ticarete kazandırmak en önemli sorun. Bunun için ise kaliteyi artırmak, markalaştırmak ve bunları sürdürülebilir hale getirmek şart.

Dünyada zeytinyağı üretimi yaklaşık 3,5 milyon ton düzeyindeyken, Türkiye 300 bin tonun üzerinde üretimiyle ilk beş ülke arasında yer alıyor. Antalya ise 75 bin ton civarında zeytinyağı üretimiyle ülkemizde önemli bir konumda. Ancak kişi başına tüketimimiz, Akdenizli kimliğimize yakışacak seviyede değil. Tüketimde kalite bilincini artırmalı, katma değerli üretimle ihracatta birim fiyatı yükseltmeyi hedeflemeliyiz.

Son dönemde Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü, Antalya Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile yürüttüğümüz çalışmalarla zeytin ve zeytinyağında yüksek kaliteyi yakalamayı hedeflemekteyiz. Bunun için 1. Antalya Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması düzenledik. Ardından gerçekleştirdiğimiz Antalya Zeytinyağı Çalıştayı ile kalite yolculuğunda önemli bir adım attık. Kamu, üniversite, üretici ve sektör temsilcilerini aynı masada buluşturan çalıştay, zeytinyağında başarının, zincirin her halkasının güçlü olmasına bağlı olduğunu bizlere gösterdi.

Zeytinyağının yalnızca tarımsal değil, aynı zamanda turistik bir değer olarak ele alınması gerektiğini de görüyoruz. Hasat festivalleri, tadım etkinlikleri, zeytinyağı rotaları ve deneyim merkezleri, hem kırsal kalkınmayı destekleyecek hem de Antalya’nın güçlü turizm altyapısıyla zeytinyağını buluşturacaktır. Otel ve restoranlarda yerel zeytinyağının kullanılması, bu altın sıvının hikayesini milyonlarca konuğumuza anlatmanın en etkili yollarından biridir.

Antalya Ticaret Borsası olarak, üreticiyi güçlendiren, yerel çeşitleri koruyan ve izlenebilirliği esas alan bir üretim yapısı en büyük hedefimiz. Antalya zeytinyağını sürdürülebilir ve güçlü bir marka kimliğiyle daha üst bir konuma taşımak istiyoruz. Bunun için tağşişle mücadeleden sertifikalı eğitim programlarına, duyusal analiz merkezlerinden çatı marka yaklaşımına kadar pek çok adımın kararlılıkla atılması gerektiğine inanıyoruz. Ortak akılla çalışırsak, Antalya’nın zeytinyağı, yalnızca sofralarımızda değil, dünya raflarında da hak ettiği yeri alacaktır. Altın sıvıyı geleceğe taşımak hepimizin ortak sorumluluğudur.