Bizi kuraklıktan kurtarsın diye özleyip beklediğimiz kışı yaşıyoruz çok şükür.
Sular, seller coştu, su kaynakları doldu taştı.
Doğa kendine geldi, her yerden bereket fışkırıyor.
Ufak tefek afetler, zarar ziyan olacak elbette.
Bunların bir çoğunun sebebi doğa değil, biziz.
Allah'tan gelen afetler için diyecek sözümüz yok.
Sel, yangın ve depremin önünde durmak imkansız.
Ama insan eliyle zemin hazırlanan afetlere diyecek çok sözümüz olmalı.
Çay kenarına değil, içine yapılan işletmeler için elbet bir gün afet olacağı bilinmeli.
Baraj kapaklarının açılması dahil.
Dere yataklarına, dalganın vurduğu kıyı kenara konutlar, restoranlar yapılırken bugünler düşünmeli.
Üç, beş kış, kurak, sakin geçince hep aynı olacak değil.
Geçmiş kışlar bir gün mutlaka yaşanır.
Er ya da geç.
Ama yaşanır.
Şu gerçeği kimse gözardı etmesin.
Doğa kendinden alınanı mutlaka geri alır.
Dere yatakları, orman, sahil gibi yerleri genişleme alanı görüyor, herkes kendine hak biliyor.
Bu tip yerlere yakın bölgelerde yapılan satışlarda ise genelde, 'dereye, ormana, sahile sınır. Kullanabilirsin' mantığıyla pazarlanıyor.
İlgili kurumlar da kendi sorumluluk alanında ki işgallerden kirasını alıp kenara çekiliyor.
Olmaz beyler.
Her yazın bir kışı var.
Doğanın çığlığını duymayan, kendi çığlığını duyar.
Doğayı sevelim, koruyalım, üzülmeyelim.