Kitabın ortasından yazmaya başlarsam, Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik'in bir yıllık faaliyet raporuna değil ama oturumun başında yaptığı sunumuna takıldım.
Sayın Özçelik'in konuşmasının bir bölümünde önceki dönem Belediye Başkanı Adem Murat Yücel'in faaliyetleri görüşülüyor sandım.
2014 yılına kadar geriye giderek, 'şu kadar söz vermiş, bu kadar yapmış' diye kıyaslamalar yapmasını ilginç buldum.
Başarı ölçüsü geçmiş dönem olmamalı.
Belediyede iki yıldır süregelen Yücel takıntısını da anlamış değilim.
Geçmişin taşı ile geleceğin duvarı örülmez.
Özçelik, özellikle yol eleştirilerinden çok etkilenmişe benziyor, uzun uzun cevap verirken sunum basın toplantısına döndü.
Aslında vereceği cevap çok kısa ve netti.
Atatürk Caddesi'nde devam eden çalışmalarla ilgili, en başında işaret ettiği 20 Mayıs'ı hatırlatması yeterliydi.
Köklü yatırımlar genelde sancılı olur.
Alanya merkezde yapılan çalışmalarda geçici mağduriyetler yaşanıyor olabilir ama işin sonunda bunların hepsi unutulur.
Sayın Özçelik'in ifade ettiği gibi hizmetin siyaseti olmaz.
Fakat burada şöyle bir konu var.
Altyapıdan, asfalt, kaldırıma kadar yapılan işin malzeme kalitesi ve işçiliği ile ilgili şehirde bir tartışma var.
Özellikle asfalt ve kaldırım için haklılık payı olabilir.
Demirtaş Sahil Mezarlığı ile merkez arasına dökülen sıcak asfalt içinde aynı yorumlar yapılıyor.
İşçilik ve kullanılan malzemenin tekrardan gözden geçirilmesinde fayda olacağını düşünüyorum.
Belediye borçlarıyla ilgili de uzun uzun savunma yapma gereği duydu.
Sayın başkanın açıkladığı gibi 1 Milyar 280 Milyon TL vergi ve SGK borcu var mı?, var.
'Cebimde şu kadar para olsa ödesem bu rakama düşer, bunun şu kadarı faiz' falana gerek yok.
Belediyelerde ticarethane ve her zaman borcu olmuştur, olabilir bundan sonra da olacaktır.
Ben şahsen hiç bir zaman borçlara takılmadım.
Borç için eleştirmedim, eleştirmemde.
Fakat burada şöyle bir ayrıntı var.
Çukur ve borç siyasetini ilk Sayın Özçelik başlattı.
Seçimlerden önce çukur, seçimlerden sonra borç tartışmasının fitilini ateşledi, şimdi yanmaya devam ediyor.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitlerini Anma, Ramazan etkinlikleri, iftar programları, çocuk şenlikleri vs gibi geçmişten günümüze geleneksel olarak devam eden sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerin faaliyet olarak anlatılmasıyla sunum uzadı, uzadıkça konu bütünlüğünden uzaklaşıldı.
Yazımın başında ifade ettiğim gibi sunum, faaliyetlerin önüne geçti.
Şahsımın siyasetçiyi yorumlama, yapılanı-yapılmayanı değerlendirme tarzım biraz farklı.
Bir, iki yıl benim için ölçü değil.
Beş yılın sonunda bir dönemi ya da üç, dört yılı görmem lazım.
Yapılacak işin projelendirilmesi, ihale aşaması vs uzun süreceğinden zamana ihtiyacı var.
Beklemek lazım.