Bir kurumun başına kim geliyorsa, o kurum başkanı kendi kafasına göre iş yapıyor. Herkesin doğrusu kendine. Başkasının doğrusunu alıp, orada oturan başkan kullanmıyor. Alanya'da herkes herşeyi çok iyi biliyor ama karşısında insanın doğru bildiği bir şeye bile, 'Senin söylediğin olmaz, yanlış' diyor. Yani bu şehirde herkes kendi kendine yönetim biçimi uyguluyor. Bu şehirde ortak yönetim biçimi yok. Tek başına yönetim modeli var, tek başına karar verme organları var. O nedenle de şehir kaybediyor, insanlar iki veya üç dönem koltukta kalıyor, ondan sonra onlarda gidiyor. Yani her gelen kendi zihniyetindeki projeleri uyguluyor, o gidip arkadan gelen başkan da onun yaptığı hizmetleri siliyor, kendisi yeniden yapıyor. Yani turizm kenti olan Alanya, böyle uygulamalara son vermez, doğru bir planlama yaparak, projeleri sürdürmezse kaybetmeye devam eder. Ancak herkesin ortak uzlaştığı bir proje yapılır, her gelen başkan da kendinden önce temeli atılan projelerin yapımı için elini taşın altına koyarsa o zaman da memleket kazanır, Alanya kazanır.
O nedenle Alanya'da Kaymakam Erhan Özdemir, belediye başkanı, Sivil Toplum Kuruluşu yöneticilerinin biraraya gelerek, şehrin 100 yıllık geleceğini de masaya yatırıp, ona göre projeler hazırlayıp, o projeleri de hayata geçirmek için çalışma yapmalı. Aksi halde Alanya'nın geleceği bugünkü gibi karanlık olur, turizmi 12 aya çıkaralım diye 500 proje hazırlarız ama o projeler de kurumların tozlu raflarında bekler. Benden uyarması, tutup tutmamak klimalı odalarında oturan yöneticilerin işi.