Alanya esnafının yıllardır sırtında taşıdığı en ağır yüklerden biri, hiç kuşkusuz markacı gerçeği. Toplatılan mallar, yazılan cezalar ve kanuni yaptırımlar…
Bunlar yalnızca maddi değil, aynı zamanda verdiği korkuyla da manevi bir yorgunluk yaratmakta.
Marka olayı turizm camiasının içinde herkesin bildiği ama çoğu zaman görmezden geldiği bir gerçektir. Burada alan da razı, satan da razı… Ta ki markacı avukatları ve ceza kapıya dayanana kadar.
Yasal çerçeve ve sınırlara bakınca kanun açık açık İmitasyon, taklit ya da sahte ürün satışı yasak ve cezai müeyyideye tabidir demektedir. Yani bu demek oluyor ki; ya bu işi yasal yollar haricinde yapmayacaksınız ya da yaparsanız gelecek cezayı göze alarak devam edeceksiniz...
Esnaf bu konuda biraz çaresiz. Çünkü esnafın bağlı olduğu sivil toplum kuruluşlarının bu noktada yapabileceği şeyler yok denilecek kadar sınırlı.
Fiziken müdahale edemezler; ancak çözüm yolları konusunda öneri ve telkinlerde bulunabilirler. Belki hukuki danışmanlık veya avukatlık konusunda yardımda bulunabilirler.
Bu konuda gerçekte yapılabilecek tek şeyin yasal düzenlemeler olduğu aşikârdır. Düzenleme yoksa, genelgelerle belki bir yol açılabilir ya da tolerans tanınabilir; aksi halde esnaf bu günümüz şartlarında imitasyon ya da taklit mal satmaktan vazgeçmelidir.
Peki, çözüm olması açısından mağazaların girişinde veya ürün etiketlerinde “İmitasyon Ürün” ibaresi yer alsa, nasıl olur?
Belki bu şekilde tüketici bilinçlenir, belki de gerçeği yansıttığı için esnafın üzerindeki baskı azalır. Ancak unutulmamalı, kanun her halükarda imitasyonu yasaklıyor. Dolayısıyla bu tür ibareler yalnızca geçici bir çözüm yani pansuman olabilir. Kalıcı çözüm yasal dayanakların üzerine kurulu olandır…
Kışı olmayan Alanya’da 6- 7 aylık turizm sezonu, esnaf için ekmek kapısıdır. İşte bu ekmek kapısının gerçeklerinden biri de imitasyon ürünlerdir. Ancak imitasyon ürün satışı, kısa vadede kazanç sağlasa da uzun vadede şehrin marka değeri açısından da olumsuzdur.
Yeni olmayan yıllardır süre gelen bu durum karşısında bir yanda geçim derdi, diğer yanda yasal riskler var… Esnaf bu ikilemde ne yapacağını bilmeden sıkışıp kalmaktadır.
Bu noktada hem esnafı hem de tüketiciyi koruyacak kesin yasal çözümler şart ve elzemdir.
Belirli bir zaman dilimi belirlenerek imitasyon ürün satışı için çözüm yolları aranmalı, yavaş yavaş orijinal ürüne geçiş sağlanmalı, bu süreçte de esnaf üzerindeki baskı azaltılmalıdır.
Kamu, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve esnaf temsilcileri hep beraber el ele vererek çözüm noktasını beraberce bulmalıdırlar.
Diğer taraftan da Alanya’nın geleceği için özgün değerleri korumalı ve yeni markalarla öne çıkılmalıdır. İmitasyon ürün belki günü kurtarır ama yarını tüketir. Eğer bu şehir her anlamda marka olmak istiyorsa, vitrinlerde de hem Alanya’ya özgü hem de ulusal ve uluslararası bazda gerçek ürünler olmalı. Alanya her yönüyle kendi markalarını yaratmalı, kendi değerlerini vitrine koymalıdır.
Bu günlük de yazımıza “Alanya el ele verirse, gerçek ürünlerle gerçek itibara kavuşur, imitasyonla ise yalnızca göz boyar” diyerek son noktamızı koyalım.
Kalın sağlıcakla…