Geçtiğimiz aylarda Alanya Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği bir etkinlik vesilesiyle ziyaret ettiğim Syedra Antik Kenti'nde gördüğüm zeytinyağı işlikleri, bu haftaki yazımın ilham kaynağı oldu. İşliklerdeki taştan oyulmuş pres ve değirmenler, işlem havuzları ve üretim alanları arasında dolaşırken aklıma tek bir soru geldi: Yüzyıllar önce zeytini işleyip dünyaya satan bu coğrafya, bugün neden sahip olduğu değerin farkında değil acaba?
Syedra'nın tepesinden Akdeniz'e bakarken insan şunu daha iyi anlıyor; antik çağda bu topraklarda zeytin basit bir tarım ürünü değildi. Aynı zamanda bir ekonomik güç, bir ticaret aracı ve bir yaşam kültürüydü. Burada üretilen zeytinyağları limanlar aracılığıyla farklı bölgelere taşınıyor, bölge ekonomisine ciddi katkılar sağlıyordu. Bugün bile ayakta duran zeytin işlikleri, Alanya'nın zeytincilikte ne kadar köklü bir geçmişe sahip olduğunun gerçek tanıklarıdır.
Ne var ki yüz yıllar içinde değişen nesil ve toplum yapısı ile beraber bu mirasın üzeri adeta örtüldü.
Günümüz çağında da mevcutta yer alan zeytinlerin kaderi de son dönemlerde de turizmin yükselişi, değişen üretim alışkanlıkları ve kırsaldan kopuşlar nedeniyle de birçok zeytinliğin geri plana itilmesine neden oldu. Ne var ki, zeytin ağacı, öyle unutulmayı hak edecek bir ağaç değildir. Çünkü o, kuraklığa direnen, azla suyla yetinen ve nesiller boyunca ürün veren bereketin ve barışın sembolüdür.
Ama son yıllarda sevindirici bir değişim yaşanıyor. Alanya'nın birçok noktasında yeni zeytinlikler kuruluyor. Üreticiler yeniden zeytin üretimi için toprağa dönüyor. Bölgemizde yerel zeytinyağı sıkım tesislerinin çoğalması, gerek Alanya Ziraat Odası’nın ucuz zeytin fidanı dağıtımı, gerekse özel firmaların çokluğu nedeniyle fidan temininin kolaylaşması ve üreticinin ürüne olan güveninin artmasıyla birlikte zeytin yeniden bölgenin gündemine girmeye başladı.
Ancak burada durmak ya da yavaşlamak hata olur. Asıl hedef, yalnızca zeytin üretmek değil; zeytini markalaştırmak olmalıdır.
Bugün Alanya denildiğinde insanların aklına güneş, deniz, turizm ve muz ile avokado geliyor. Peki neden yarın buna kaliteli zeytin ve zeytinyağı da eklenmesin? Neden Alanya markalı sofralık zeytinler Türkiye'nin dört bir yanındaki marketlerde yer almasın? Neden zeytinden elde edilen sabunlar, kozmetik ürünleri, doğal bakım malzemeleri ve hediyelik ürünler şehrin yeni tanıtım araçlarından biri olmasın? Katma değer tam da burada başlıyor. Ham zeytini satmak başka, onu işleyerek markalı ürün haline getirmek bambaşka bir ekonomik güç oluşturur. Alanya'nın önünde duran fırsat da tam olarak budur.
Bu nedenle yıllardır başarıyla sayısız organizasyona ev sahipliği yapan Alanya Belediyesi'nin gündemine yeni bir başlığın eklenmesi gerektiğini düşünüyorum,
Geleneksel Alanya Zeytin Festivali.
Aslında bunun için gerekli her şey mevcut. Tarih var. Üretim var. Ürün var. Hikâye var. Kurumsal tecrübe var. Hazır yer var…
Eksik olan yalnızca bu değerleri bir araya getirecek güçlü bir organizasyon. O Organizasyon da Alanya Belediyesi’dir
Bir düşünün; hasat şenlikleri, zeytin toplama etkinlikleri, geleneksel sıkım gösterileri, üretici stantları, tadım alanları, yöresel ürün pazarları, gastronomi etkinlikleri ve kültürel programlarla dolu bir festival... Üstelik ilhamını Syedra'nın binlerce yıllık zeytincilik geçmişinden alan bir organizasyon...
Böylesi bir festival sadece üreticiyi desteklemekle kalmaz, Alanya'nın tarımsal, turizm ve tarihsel kimliğini de daha fazla katkı yaparak döneminde şehre ekonomik hareketlilik getirir. En önemlisi de genç nesillere, üzerinde yaşadıkları toprağın hikâyesini anlatır.
Kim bilir, belki de gelecek yıl bu günlerde Alanya'da sadece zeytin hasadını değil, ilk Geleneksel Alanya Zeytin Festivali'nin heyecanını konuşuyor oluruz.
Bu günlük de yazımıza ‘’ Biz el ele verirsek Alanya için her şey çok yakışır’’ diyerek noktayı koyalım.
Kalın sağlıcakla...