12 Ülkemiz birçok meyve türünde anavatan konumundadır.Bulunduğumuz coğrafya ve kafkaslar meyvecilik için gen merkezidir.Hatta bazı meyveler yerleşim adı olarak bile günlük hayatımızdadır.Kozyatağı(cevizyatağı),Acıpayam(acıbadem) vb. yerleşim yerleri gibi örnekler çoğaltılabilir.Anadolu tarımın beşiğidir.Tarım kültürümüz çok eskilere dayanmakla birlikte,bugün modern yetiştirme teknolojileri ile birçok bitki türünde önder üretici konumuna ulaşmış durumdayız.
Ancak son birkaç yıldır üzülerek ifade ediyorum ki ihracatcı konumdan ithalatcı ülke konumuna geçmiş bulunmaktayız.Bunda en büyük etken üretim maaliyet baskısıdır.Üreticiye teşvik yerine ithalatı ön planda tutan bir politika devam etmektedir.Bir meyve türünde kişi başına düşen tüketim miktarı yani kısacası yeterlilik oranı düşmeye başlamıştır.Buğday,sert kabuklu meyveler vb.yurtdışından ithal edilerek iç piyasamızda tüketiliyor.Üreticimiz üretmeyi mi bilmiyor? ya da Ekolojimiz mi uygun değil? ya da Pazar bu ürünleri mi istemiyor? Tabii ki kocaman bir hayır.Asli neden üretim alanlarında daralma,girdi maaliyetleri ve artan Pazar talepleridir.Diğer bir deyişle yıllardır tarımda planlama olmaz denen zihniyetin pazara yansımasıdır.Japonya dediğimiz ülke okyanusu toprakla doldurup çeltik ekerken,Holllanda kanal boylarına süs bitkileri ekerken biz dünyanın en verimli toprakları ve ekolojisinde tarıma yeterli ilgi ve desteği veremiyoruz.Halbuki birim alandan yüksek ürün eldesine imkan veren uygulamalar ve devlet destekleri hem üretim miktarımızı arttıracak hemde ithal değil ihraç ederek ülke ekonomisinde katkıda bulunacaktır.Kısa-orta-uzun vadeli bitkisel üretim programları hayata geçiriliyor ancak etkin pratikte kullanılamıyor.Sorgulanmıyor-revize edilmiyor kısacası gelişigüzel bırakılıyor.İşte bu politikaların sonucu pazarda manavda meyve fiyatları maalesef tüketici olarak halkımızı üzüyor.Yine bahçeden sofraya kadar olan zincirde aracıların yoğunluğu ciddi bir sorun olup kazanan maalesef üretici olamıyor.Aracı sayısı arttıkça meyvenin pazardaki fiyatıda artıyor.
Enflasyon hesaplamalarında kullanılan hesaplama sepetinde 418 kalem mevcut olup bunun çok büyük bir kısmı tarımsal ürünlerdir.Enflasyonla başa gelmenin yegane yolu tarımsal üretimi arttırmaktan geçmekteidir.Bu da ithalat değil üreitciyi teşvik ile mümkündür.Sanayi ve teknoloji toplumları aynı zamanda tarımsal üretimde de dünyada söz sahibi ülkelerdir.Çin,Rusya,Fransa,ABD,Holllanda vb. gibi ülkeler aynı zamanda tarımın lokomotifi konumundadır.Ülkemiz rezerv ve potansiyel olarak bu ülkelerden hiçte geride değildir.Bilakis donanım ve rezerv olarak daha iyi konumdayız.İhtayıcmız olan tek şey tarımı partiler üstü siyaset dışı bir bakış açısıyla değerlendirip liyakat esaslı yönetim - üretici destekleri ile tarımda şahlanışı gerçekleştirebiliriz.