Çalıştığım, kalem salladığım yer neresi olursa olsun, bu tip insanları her daim eleştirip, “bırakın şu at gözlüğü ile bakma huyunu” dediğim için onlar da benden hiç hazzetmezler, bilirim ama yapacak bir şey yok…
Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da aşkımızı “karşılıklı tazeleyerek” devam edeceğiz yolumuza…
Hayır bir şey değil de, bazı atlar bile “at gözlüğü takmaktan vazgeçti” bizimkiler bir türlü vazgeçemedi…
Misal şey vardı, İstanbul Hipodromu’na kayıtlı bir at olan “Züğürt Ağa”…
Bu at piyasaya çıkıp, yeni yeni koşmaya başladığı dönemlerde İstanbul’da kalem sallıyordum…
Zeytinburnu’ndaki “Veliefendi Hipodromu” bana yakın olduğu için müsait zamanlarımda sık sık gider, at koştururdum…
İşte o dönemlerde tanıdım bizim “Züğürt Ağa’yı”…
İsmindeki “züğürt” vurgulamasından mıdır nedir tam bilemiyorum ama, görür görmez “içim ısınmış”, acayip bir şekilde “kanım kaynamıştı” bu ata…
Bu nedenle de koştuğu her koşuda “Züğürt Ağa” ismini tek geçer, yanına asla ve asla başka at yazmazdım…
Sağ olsun sayesinde ben diyeyim üç, siz deyin beş maaş kadar para kaybettim…
Bizim “Züğürt Ağa” her koşusunda son düzlüğü mutlaka ama mutlaka önde döner, tam “hah bu yarışı kesin kazanacak” dediğimiz anda da aniden durur ve arkasından gelen tüm atlara geçilerek sonuncu olurdu…
Buna rağmen kendisine olan inancımı asla yitirmediğim “Züğürt Ağa”, şahsım tarafından ne kadar çok sevildiğini anlamış olacak ki, bir gece rüyama girdi…
Ve konuşmaya başladık…
“Abi” dedi, “inan benim yüzünden kaybettiğini gördükçe içim sızlıyor ama napıyım elimde değil, beni her koşuda kapalı gözlükle koşturuyorlar. Virajı alıp son düzlüğe girdiğimiz anda sağımı solumu göremiyorum ve ayarımı kaybediyorum”…
“Eee ne yapmak lazım” diye sordum…
Kendi dilinden ancak benim anlayabileceğimi ısrarla vurgulayarak, “abi tamam ben de bir atım ama gözlük takmak istemiyorum, beni engelliyor, yazılarından takip ettiğim kadarıyla sen at gözlüğüne karşısın, çıkarsınlar gözümdeki gözlüğünü” dedi…
Rüya biter bitmez uyandım ve “sabahın körü” denilecek bir saatte soluğu Veliefendi Hipodromu’nda alarak, “Züğürt Ağa’nın” ilgililerine durumu anlattım…
İlk anlarda her ne kadar “kayışı koparmış bu manyak” diye baksalar da, bir süre sonra bana hak verip “peki deneyelim, nasıl her koşuda sonuncu oluyoruz kaybedecek bir şeyimiz yok” dediler…
Ve iki gün sonra denediler…
Deneyiş de o deneyiş zaten…
Gözündeki gözlük çıkartılan bizim “Züğürt Ağa” ilk koşusunda startan öyle bir çıkış yaptı ki, daha ilk metrelerde en yakın rakibine ben diyeyim “on” siz deyin “on beş boy” fark attı…
Ondan sonra da yakalayabilene aşk olsun zaten…
Kafasını sağa sola sallaya öyle bir koşu çıkardı ki, başta ben olmak üzere tüm sevenlerini mest etti…
Diyeceğim odur ki, bazı atlar bile “at gözlüğü takmaktan” vazgeçti ama bazı insanlarımız hala ısrar ediyorlar…
Misal, Alanya’da her yıl düzenlenen “Noel Pazarı” konusuna kendilerince “eleştiri” getirenler gibi…
Neymiş efendim, “Noel kutlaması” Hristiyanlara mensup bir adetmiş, Alanya’da neden yapılıyormuş…
Hanımlar beyler bakın…
Türkiye’de bir “ilk ve örnek” olan bu etkinlikte kimse kimseyi “inancı” için sorgulayıp, olayı bu boyuta taşımıyor…
O etkinliği düzenleyen, o etkinlikte emeği olan ve o etkinliğe katılan hiç kimse olaya sizin baktığınız gibi “at gözlüğü” ile bakmıyor…
O etkinliğin amacı, Alanya’da yaşayan, buradan ev alıp buraya yerleşerek Alanya ekonomisine “can veren”, belki de sizin bile “nemalandığınız” yabancı dostlarımızla buluşup, “saygı, sevgi ve hoşgörü” çerçevesinde yaşayıp gitmek…
Şu üç günlük dünyada “insani” duygularla, “kardeşçe” hep birlikte geçinip gitmek…
Ayrıca…
Alanya’da yapılan bu “Noel pazarı” etkinliğinin yurt dışındaki yansımaları da son derece “olumlu ve güzel”, siz biliyor musunuz bunları…
“Alanya’da bizim için Noel etkinliği düzenliyorlar” diye düşünen o yabancı dostlar, kendi ülkelerinde örneğin mübarek Ramazan aylarında Müslümanlar için çeşitli etkinlikler düzenleyip, bir anlamda teşekkür ediyorlar…
Adım gibi biliyorum, siz bunların farkında olmadığınız için “Noel Pazarı” gibi “hoşgörünün oluk oluk aktığı” bir etkinliğe “yan gözle ve buğz ederek” bakıyorsunuz…
Öte yandan…
Sizin “yan gözle” baktığınız bu “Noel Pazarı etkinlikleri” çerçevesinde, Alanya Türk Alman Dostluk Derneği olan HÜR TÜRK tarafından her yıl düzenlenen kermesten elde edilen gelirlerle pek çok okulumuzun ihtiyaçları gideriliyor…
Dün bizzat tanık oldum ki, bu paralar “ağırlıklı” olarak “yabancı dostlarımızın” cebinden çıkıyor…
Ama siz bunun da farkında değilsiniz…
Değilsiniz çünkü her olaya ısrarla ve inatla “at gözlüğüyle” bakıyorsunuz…
Yapmayın, etmeyin…
Allah “taş yapar” adamı…