Toplumsal bir travma ile yüz yüze geldiğimiz şu günlerde hepimize düşen, travmanın etkilerini en aza indirgemek aramızdaki ilişkilerimizi kuvvetlendirmektir. Darbenin iyisi olmaz. Rahmetli Türkeş’in deyimiyle en kötü sivil idare en iyi darbeden daha iyidir.
Batı medeniyetleri cumhuriyete isyanlarla, kanla, barutla ulaştı. Fransız ihtilali diye dünyanın sosyolojik yapılarını bozup değiştiren, çağ açıp kapayan bir gelişmeyi onlar yaşadı. Biz ise milli kurtuluş mücadelemizi verdikten sonra Cumhuriyet'i hazırda bulduk. Atatürk seçti bizim için. Biz de benimsedik. Lakin demokrasi, parlementer sistem, çok partili rejim ve seçimlerin hikayesi başka. Milletimiz onun için de bedel ödedi sayılmaz. Millet adına bedeli Menderes ve arkadaşları başta olmak üzere, Demirel, Ecevit, Erbakan, Türkeş...ödediler. Ama milletimiz demokrasiyi çok sevdi. Her müdahalenin ardından darbecilerin zıttına tercih kullandı.
Bugün bu darbeyi yapanların hesap edemedikleri tek şey yükselişlerinin sebebini kavrayamamalarıdır. Sözüm ona darbecileri engellemek adına yükseltildiler. Balyoz ve Ergenekon, Casusluk adı altında uydurulan hikayelerle gün be gün darbe karşıtlığı işlendi. Temizlemeye de bunlar talip oldular. Sonuç dün kaşıdıkları darbe karşıtlığı hassasiyeti bugün başlarının belası oldu. Her şerde bir hayır var. İyi ki de oldu. Millet 55 yıldır aradığı fırsatı buldu ve demokrasisine sahip çıktı. Mezarlıklardan ıslık çalarak çalarak geçmekten vazgeçti. Yapılacak çok şey söylenecek çok söz var. Ama sözün özünü konuşalım. Herşey milletin iradesine endeksleniyor artık. Bizim irademiz her türlü cüz’i iradenin üstündedir. Bu kadar kıymet verilen irademizi aklımızı kiraya vererek gösteremeyiz. Bizim yerimize falanca filanca düşünür varsayımıyla reyimizi teslim etmeyelim. Kararı veren falanca hocaefendi de olsa, Cumhurbaşkanı da olsa, Başbakan da olsa, partimizin genel başkanı da olsa sorgulayacağız. Bizim adımıza verilen her kararı sorgulamalıyız.
Hristiyan aleminde yanılmaz yanlış yapmaz vasfı oduğuna inanılan tek kişi Papa’dır. İslam da bu konuda daha geniş bir açıklık var. Vahiy dışındaki konularda peygamberin bile kararları sorgulanabilir. Nitekim Hz. Muhammed (SAV)'in kararlarının da sorgulandığını görüyoruz. O halde din adına aklı kiraya vermek hiç düşünülemeyecek bir husustur.
Ne yapıp edip dayatmaları reddedip, olan biteni sorgulayan bir nesli yetiştirmeye imkan sağlayacak bir eğitim sistemini silbaştan ve son kez kurabilmeliyiz. Yoksa on yılda bir bu yazı yayımlanmaya devam eder. Hoşçakalın...