Antalya, verimli ovaları, güçlü üretim yapısı ve dört mevsim tarım yapabilme potansiyeli ile Türkiye’nin gıda arz güvenliğinde stratejik bir konuma sahiptir. Ancak günümüzde tarımın geleceğini belirleyen unsur yalnızca üretim miktarı değil, üretimin sürdürülebilirliğidir. Sürdürülebilirliğin temelinde ise toprak ve su kaynaklarının korunması yer almaktadır.
Toprak, binlerce yılda oluşan ve yerine yenisini koyamayacağımız en değerli doğal varlıklarımızdandır. Buna rağmen yanlış kullanım, plansız yapılaşma, erozyon, kirlenmeve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle tarım topraklarımız ciddi tehditlerle karşı karşıyadır. Toprağını koruyamayan toplumların gıda güvenliğini sağlaması da mümkün değildir.
İklim değişikliği ise artık geleceğin değil, bugünün gerçeğidir. Değişen yağış rejimleri, artan sıcaklıklar, uzayan kuraklık dönemleri ve aşırı hava olayları tarımsal üretimi doğrudan etkilemektedir. Akdeniz çanağında yer alan Antalya da bu etkileri en yoğun hisseden bölgelerden biridir. Bu nedenle suyun verimli kullanılması başta tarım olmak üzere bütün sektörler için bir tercih değil, zorunluluktur.
Antalya Ticaret Borsası olarak 2026 yılının temasını ‘Su’ olarak belirledik. Çünkü biliyoruz ki tarımın geleceği suyun geleceğidir. Yer altı su kaynaklarının bilinçsiz tüketimi, gelecek nesillerin yaşam hakkını da riske atmaktadır. Bu nedenle modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması, kapalı sistem yatırımlarının artırılması, yağmur suyu hasadı uygulamalarının desteklenmesi ve su verimliliğini esas alan üretim modellerinin teşvik edilmesi büyük önem taşımaktadır.2026-2035 Ulusal Su Planı da su kaynaklarının korunması ve etkin kullanımına yönelik önemli bir yol haritası sunmaktadır.
Tam da bu noktada Antalya’nın ev sahipliği yapacağı COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı önemli bir fırsat olarak karşımıza çıkıyor. 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde düzenlenecek zirve, yalnızca uluslararası bir toplantı değil, Antalya’nın çevresel ve ekonomik dönüşümünü hızlandıracak bir dönüm noktası olmalıdır. Dünyada bu organizasyona ev sahipliği yapan şehirler, COP’u geleceğe hazırlanmak için değerlendirmiştir. Antalya da su verimliliğini artıran, yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştıran, doğal kaynaklarını koruyan ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen projeleri bu vesileyle hayata geçirmelidir.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’mizin COP31’de küresel iş dünyasının resmi temsilcisi olması da önemlidir. Bu sorumluluk, ülkemizin iklim diplomasisindeki etkinliğini artırırken, iş dünyamızın sürdürülebilirlik vizyonunu da uluslararası platforma taşıyacaktır. TOBB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu’nun da işaret ettiği gibi, iklim değişikliğiyle mücadele artık yalnızca bir çevre meselesi değil, aynı zamanda üretim, yatırım ve rekabet meselesidir. Kaynaklarını verimli kullanan, suyu koruyan ve sürdürülebilirliği kalkınma politikalarının merkezine yerleştiren ülkeler geleceğin kazananları olacaktır.