Modern çağın; insanı sayı olarak gören, gelişmişlik düzeyini yan yana yazılan rakamlarla ifade eden materyalist bakış açısının “vahşi kapitalizm” diye tanımlandığı bir süreçteyiz. Bir yanda son derece lüks yaşanan israf boyutunda elit yaşamlar diğer tarafta bir tas çorbaya muhtaç kalabalıklar…
Bu çağın ekonomi tarifi şu şekilde; sınırsız insan ihtiyaçlarının eldeki kıt ve sınırlı kaynaklarla nasıl karşılanacağını inceleyen bir sosyal bilim dalıdır. Sınırsız ihtiyaç kavramı ne kadar insani, eldeki kıt kaynak ifadesi ne kadar gerçekçi?...
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” felsefesine uygun, kadim medeniyet değerlerimizi göz önünde bulunduran bir ekonomi modelini çoktan geliştirmeli ve insanlığa alternatif olarak sunmalıydık. Maalesef bugüne kadar bunu başaramadık…
Bu noktada; modern iktisadın temel varsayımlarını sorgulayan "Mevlânâ Ekonomi Modeli: Ontolojik, Epistemolojik ve Normatif Bir Kavramsal Çerçeve Önerisi" başlıklı araştırma, Güncel Pazarlama Yaklaşımları ve Araştırmaları Dergisi'nde yayımlandı. Çalışmada, ekonominin bugüne kadar kabul gören birçok temel kavramı kadim kültür ve medeniyet değerleri ile ahlâkî ilkeler ışığında yeniden ele alındı.
Araştırmada, Homo Economicus insan anlayışından fayda kavramına, kıtlık yaklaşımından tüketim anlayışına, para ve faiz sisteminden piyasa ve pazar yapısına, fiyat ve ücret oluşumundan dezavantajlı grupların ekonomi içerisindeki konumuna kadar pek çok temel iktisat kavramı yeniden tanımlanıyor. Model, ekonomik davranışların yalnızca bireysel çıkar ve kâr maksimizasyonuyla açıklanamayacağını; adalet, güven, merhamet, paylaşım ve toplumsal sorumluluk gibi değerlerin de ekonomik sistemin asli unsurları olduğunu savunuyor.
Araştırmaya göre; ekonomik başarının ölçüsü yalnızca üretim, gelir ve tüketim artışı değil; aynı zamanda toplumsal huzur, gelir adaleti, güven, dayanışma ve insan haysiyetinin korunması olmalıdır. Mevlânâ Ekonomi Modeli, ekonomiyi insanın hizmetinde gören, toplumun hakkını ve sosyal dengeyi merkeze alan bütüncül bir yaklaşım ortaya koyuyor. Ekonomi ile ahlâkı, bireysel çıkar ile toplumsal sorumluluğu ve maddi kalkınma ile manevi tatmini birlikte ele alan insan merkezli ve bütüncül bir paradigma sunuyor. Bu yönüyle model, çağdaş ekonomik tartışmalara alternatif bir teorik çerçeve kazandırmakta ve ekonomik faaliyetlerin nihai amacını toplumsal adalet, insan onuru ve sosyal refah ekseninde tanımlamaktadır.
Güzel bir başlangıç…
Makaleye Erişim Linki: https://dergipark.org.tr/tr/pub/gupayad/article/1965375