Alanya’da sahiller üzerine konuşulduğunda sıkça dile getirilen bir söz vardır: “Şu taşları bir kepçe (ekskavatör) sokup boydan boya kırıp temizlemek lazım.” Kulağa çok kolay ve hoş geliyor. Ama uygulamada işin aslı hiçte öyle değildir. Çünkü mesele yalnızca basit bir taş kırmak değil, doğaya, hukuka ve şehrin geleceğine dokunmaktır. Yani bu iş için en iyi söylenebilecek söz "Efendi lafla peynir gemisi yürümez. Buna kömür lazım, yağ lazım" deyimidir.
Alanya’nın sahilleri yalnızca turizm için değil, aynı zamanda doğanın ve tarihin bize bıraktığı en değerli miraslardan biridir.
Denizin mavisiyle kayaların sertliği, kumsalın yumuşaklığıyla birleşerek eşsiz bir tablo sunar. Ancak bu tabloyu oluşturan yalı kayaları, halk arasında yalı taşı diye bilinen ve yüzlerce yılın doğal süreçleriyle oluşmuş kıyı taşlaşmalarıdır.
Bu kayalar, kum ve çakılların kireçli maddelerle birleşmesiyle meydana gelir. Yani bugün sahilde gördüğümüz bir taş, yüzlerce yılda oluşmuştur. Belki de doğa kıyısını tamir etme ve koruma güdüsüyle erozyona karşı taşlaşmıştır. Onu kırmak, yalnızca bir taş parçasını yok etmek değil; doğanın hafızasına müdahale etmektir.
Son yıllarda artan turist sayısı, kıyı çekilmeleri, erozyon ve akıntılar sahillerde kumsal ihtiyacını artırmıştır. Bu ihtiyacı karşılamak için kimi işletmeler kayaları kırmış, iskeleler yapmış, beton bariyerler dikmiş, dolgular yapmıştır. Bazılarının yaptığı dokunuşlar doğaya uyum sağlamış bazılarınınki de ucube halini almıştır. Çoğu zaman bu uygulamalar yasal açıdan eksik veya yanlış olsa da birçoğuna göz yumulmuştur. Oysa yanlış bir mühendislik uygulaması, mevcut sahil kumunu dalgalar ve akıntılarla yok ederek daha büyük kayıplara yol açabilir.
Yıllar önce Oba–Tosmur sınırındaki doğal havuzların yok edilmesi bunun en somut örneğidir. Bugün orada kıyı erozyonu ve görsel güzellik kaybı yaşanmıştır. Kum azalmış, daha fazla kayalık ortaya çıkmıştır. Ayrıca unutulmamalıdır ki Kıyı Kanunu çok açık konuşur. Sahil şeridinde kum, çakıl alınamaz. Doğal yapıyı bozacak kazı veya dolgu yapılamaz.
Doğal kayaçlara müdahale edilemez.
Yani hiçbir otel işletmesi ya da belediye kendi başına şekil verelim, kırıp düzenleyelim, dolgu yapalım, set çekelim diyemez.
Çünkü sahildeki her taş, her kaya, her kum tanesi doğrudan Devlet Hazinesi’ne aittir.
Devletin izni olmadan turizmin yararına dahi olsa deniz kıyısına çivi çakılamaz.
Şimdi gelelim asıl konumuza. Madem bu yalı kayalıklarının kırılması ve temizlenmesi gereken yerler var; Bu noktada sorunun çözümü için öncelikle yapılması gerekenler bellidir:
Üniversiteler ve akademisyenler sürece dahil edilmeli.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlarla istişare edilerek işbirliğine gidilmeli.
Denize girilen plaj niteliğinde olan kıyılardaki kayalaşma sorunun olduğu yerler iyi belirlenip buralarda ekolojik dengeyi gözeten, görsel kirliliğe izin vermeyen projeler hazırlanmalı.
Belediyemiz tüm bunlara öncülük ederek belirleyici rol üstlenmelidir. Unutulmamalı Alanya sahil ve kıyıları devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; bu yalnızca bir hukuki kural değil, aynı zamanda doğaya karşı sorumluluğumuzun ifadesidir. İhtiyaç varsa doğayı koruyarak, tüm kurumlarla ve halkla birlikte hareket ederek mesafe kaydedilmelidir. Bugünkü yazımıza; “Birlik ve ortak akılla el ele verirsek Alanya’nın tüm sorunları çözülür.” Diyerek son noktamızı koyalım.
Kalın sağlıcakla…