Antalya’mız, tarımın ve turizmin başkenti, ticaretin ve sanayinin güçlü olduğu bir kenttir. Türkiye ekonomisine önemli katkılar sunan bu büyük potansiyelin temelinde ise çoğu zaman göz ardı ettiğimiz bir kaynak bulunuyor; su. Bugün suyu yalnızca bir doğal kaynak olarak değil, Antalya’nın ekonomik, tarımsal ve sosyal geleceğinin temel unsurlarından biri olarak değerlendirmeliyiz.

İklim değişikliğiyle birlikte yağış rejimlerinin değişmesi, kuraklık riskinin artması, nüfus ve kentleşmenin büyümesi, tarım, turizm ve sanayinin su talebindeki artışla birleştiğinde Antalya’nın geleceğinin suya bağlı olduğunu görüyoruz. Tarımda kullandığımız her damla suyun verimliliği, yarının üretim gücünü belirleyecek. Turizmde sağlayacağımız her tasarruf, sektörün sürdürülebilirliğine katkı sunacak. Sanayide gerçekleştireceğimiz her teknolojik dönüşüm hem kaynaklarımızı hem rekabet gücümüzü koruyacak. Bu nedenle Antalya Ticaret Borsası (ATB) olarak 2026 yılı çalışma temamızı “su” olarak belirledik.

Amacımız, su konusunu yalnızca gündeme taşımak değil, Antalya’nın su geleceğini bütün sektörleri ve paydaşlarıyla birlikte konuşmak, sorunları ortaya koymak ve çözüm için ortak bir irade oluşturmaktır. Su yönetimini sektörler arasında birbirinden bağımsız ele alma şansımız yok. Tarımda sulama verimliliğini artırmadan, kayıp ve kaçakları azaltmadan, doğru ürün desenini ve doğru sulama tekniklerini yaygınlaştırmadan ilerleyemeyiz. Turizmde suyun etkin kullanılması, gri su ve arıtılmış suyun yeniden değerlendirilmesi, işletmelerin su ayak izinin azaltılması artık bir tercih değil, geleceğin zorunluluğudur.

Suyu yalnızca “ne kadar suyumuz var?” sorusuyla değil, “suyu ne kadar verimli kullanıyoruz?” sorusuyla da konuşmalıyız. Bu konuda ise ortak akıl ve ortak hareket etmeye ihtiyacımız var. ATB olarak 15-16 Eylül tarihlerinde gerçekleştireceğimiz “Antalya Su Diyaloğu: COP31’e Giden Yol” toplantılarında tarım, turizm, kent ve sanayi başlıklarını ayrı ayrı ele alacağız.

Kamu kurumlarımızı, yerel yönetimlerimizi, üniversitelerimizi, meslek kuruluşlarımızı, özel sektörü ve uzmanlarımızı aynı masa etrafında buluşturacağız. Bu toplantılarda ortaya çıkacak görüş ve önerileri 23 Eylül’de gerçekleştireceğimiz Antalya Su Zirvesi’nde ortak bir çerçevede değerlendireceğiz. Buradaki hedefimiz bir toplantı yapmak ya da bir rapor hazırlamakla sınırlı değil. Asıl hedefimiz “Antalya Su Eylem Planı”nı ortaya koymak. Bu planın, “Ne yapılmalı, kim yapmalı, nasıl yapılmalı ve ne zaman yapılmalı?” sorularına yanıt bulmak istiyoruz. Borsa olarak, sorunları dile getiren değil, çözümü de sunan bir anlayışla çalışıyoruz.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’in Antalya’da gerçekleştirilecek olması, kentimiz için çok önemli bir fırsat. Bu fırsatı yalnızca birkaç gün sürecek uluslararası bir organizasyon olarak görmemeliyiz. COP31, Antalya’nın iklim değişikliğiyle mücadelede kendi yol haritasını oluşturması, özellikle de su konusunda kalıcı adımlar atması için önemli bir eşik olabilir. Antalya, COP31’e ev sahipliği yapan bir kent olmanın ötesine geçebilir. Su sorunlarını sektörleriyle birlikte tartışmış, önceliklerini belirlemiş, kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerini ortaya koymuş bir kent olarak dünya kamuoyunun karşısına çıkabilir. Bunun için elimizde önemli bir fırsat var. Bu fırsatı kalıcı bir kazanıma dönüştürmek ise bizim elimizde.