Son birkaç senenin özeti biraz kırgınlık, biraz küskünlük olabilir. Yılgın kelimelerle de nereye kadar… o yüzden sözleri çok yormaya gerek yok. Az konuşup, çok susmak bir nebze de olsa iyi geliyor.

Çok susmanın yanında çokça düşünce yer alıyor. Dolapları düzenlerken aklıma geliyor aslında. Artık kimse “en sevdiğim gömleğim”, “çok sevdiğim ayakkabım” ya da “en güzel çantam” diye cümleler kurmuyor. Onun yerine “yeni”, “trend” gibi sözcükler daha çok duyulmaya başladı…

Ne üzücü. İğne iplikli evlerin yaşadığı maddi zorluk yerine şimdilerde evler, manevi yokluğu yaşıyor. Her ikisi de üzücü.

Durum böyle olunca, tamir etmek yerine yenisi , yeniler dikiliyor karşımızda. Böylece gerçek bağ, yerini sentetik bağa bırakıyor. Ömrü yetmeden çöpe giden insan bağları, dünyalık eşyalar…

Elbette güzel yaşamı herkes hak ediyor. Buna kimse itiraz etmez. Ama dünyanın tükenen servetleri var. Bu yüzden sürdürülebilirlik de çok önemli.

Biliyorum, sosyal içerik üreticileri ücretsiz elde ettiği ürünleri öyle pazarlıyor ki, iradeye karşı gelmek epey zorluyor ama insan, nefsinin kölesi olmasın. Bunun bir sonu yoktur.

Yine çok sevdiğimiz filmler, şiirler, şarkılar, gözümüz gibi baktığımız insanlar olsun hayatımızda. Eşyaya hizmeti biraz bırakalım…