Sakladığım bazı eski notları açıp okudum. Annemin bana yazdığı notlar.

Cep telefonları olmadan önce, ev telefon hattı varken; onun yerine annem ben okuldayken işe gitmeden önce bazen not bırakırdı. Ben de onları hala saklıyorum. Çok kıymetli “anılar” bugün bize çok şey anlatıyor aslında.

O günün heyecanı, neşesi, kederi ya da sıradan bir günün özeti… hepsi geçti gitti. Geriye ne kaldı?

Geçen zaman derstir. Yarın için öğüttür. Pişmanlığı barındırıyorsa sadece yenilgi değildir. Belki yeniden ayağa kalk demektir. Bunu anlamak için çok da geriye gitmeye gerek yok. Onca şeyi anmayı da…

Şimdi dünya çok daha hızlı, çok daha hırslı ve o kadar da ürkütücü. Eğer düşersen üzerine basmaya hazır bir ordu var. Yürürsen seni geçecek akım var. Ne yaparsan yap, bir yarışın içinde bulacaksın kendini.

Birileri için çok zeki, bir başkası için sıradan biri sayılacaksın. Kendini tanımazsan tüm bunların içinde kaybolacaksın.

Oysa dünya içinde dünyan var. O sadece senin. İçinde sevdiklerin. Bir defterin arasında notların. Hatıraların ve geleceğin hepsi senin. Yeterli olanla yettiği kadar diyenlerin dünya. Yoksa bir başkasının dünyasında bir durakta bırakılan olursun. Sosyal medyaya dikkat edersen gösterişin, tiyatronun, o saçmalığın kimseye bir yararı yok. Daha bir cümleyi doğru yazamayanların sahte dünyasına kapılıp gidenlerden olma.

Notlar biriktir. Mektup yaz. Yeni dünyaya eski bir dostla katıl. Rüzgarın yönünü değiştiren ol. Ona kapılan değil.