“Hayat duygularla çalışılacak ve resmedilecek bir kompozisyon, aynı zamanda mantıklı yazılacak bir rapor gibidir.” İlber Ortaylı

Bu senenin bizden aldığı İlber Hocamız ve benden aldığı canım babam. Yılın raporuna bakınca hayli zarardayız…

Zarardayız çünkü bazı kayıpların yerini dolduracak bir şey yok. Renklerde de eksiklikler var. Hayat yavaş yavaş solmaya mı başladı yoksa?

Duygulardan oluşan kompozisyonun devamı bende kalsın, mantıklı kısma geçiş yapalım.

…son zamanlarda en çok duyduğum şey kirlilik. Yollar, caddeler ve şehirler. “Türkiye’ye ne oldu?” diyor herkes. Pahalılığın beraberinde gelen birçok sorun ülkenin üzerine sis gibi çökmüş durumda. Siyasi partilerin hayranları bazı konularda birbirleriyle çatışsa da bence bu sorun hakkında fikir birliği yapabilirler.

Yine de her nefer biraz da kendinden sorumludur. Üretici ve tüketici; her iki tarafın da dikkat etmesi gereken şey var. Daha önce “Çılgın tüketici” diye bir yazı hazırlamıştım. Evet, tüketimin de bir sınırı olmalı.

Ekmek ve su gibi tüketmemiz gereken bir şey daha var; kitaplar. Gerçi çok rağbet görmese de onlar da aşırı pahalı. Okumamızı da mı istemiyorlar?

İsteyenin çaresini bulduğu devir biraz geride kaldı ama bahanesi hala bizimle. Yitip gidenlerin yanında biraz huzurumuz ve neşemiz kaybolsa da ben, bugün İlber Hocayı anmak istedim. Hastane koridorunda öğrencilerine ders veren, son nefesine kadar okumaya teşvik eden hocamızı hatırlatmak istedim, naçizane…