Okullar açıldı, yazı sezonu açıldı. Güzel ve verimli geçirilen bir tatilin ardından okulların açılmasıyla düzene giren hayatlarımız olunca, yazılarımı da eski düzenli haline getirmek gerek diye düşünüp başladım :)

Başlarken; öğrencinin başarılı olmasını beklerken evde onu sistematik olarak ne kadar destekliyoruz? diye düşünürken buldum kendimi. Hem gözlemlerim hem de kendi veli-öğretmen tecrübelerimden yola çıkarak… “Neyi ne kadar yapıyoruz, yapmalıyız? Öğrenciden beklentimiz, onu desteklediğimiz ölçüyle doğru orantılı mı?” gibi sorular sıralandı zihnimde. Gelin birlikte bu sorulara yanıt verelim.

Çoğu zaman başarıyı sadece çocuğun sorumluluğu gibi görüyoruz. Oysa başarı; öğrencinin, okulun ve ailenin ortak paydada buluştuğu bir yolculuk. Biz ebeveynler olarak akademik destek sağladığımız kadar psikolojik desteği de unutmamalıyız. Çocuğun çalışma masasının düzeninden, kaynak kitap seçimine kadar pek çok konuda yol gösterici olmak önemlidir. Ancak en az bunlar kadar önemli olan, çocuğun yanında olduğumuzu hissettirmek, onu motive etmek, özgüvenini beslemektir. Kaygı dolu, sürekli eleştirilen bir öğrenci, en iyi kaynaklara da sahip olsa, potansiyelini ortaya koymakta zorlanır.

Peki, bizler ne yapmalıyız?
Öncelikle tutumlarımızı sabit tutmalıyız. Bazen yüksek beklentiyle baskı kurup, bazen de tamamen geri çekilmek öğrencinin zihninde karmaşa yaratır. Çocuğun, anne-babasının tutumunu kestiremediği bir ortamda huzurlu çalışması kolay değildir. Oysa sabit ve kararlı bir tutum, güven ortamını beraberinde getirir. Çocuk bilir ki, başarıda da başarısızlıkta da yanında olan, desteğini çekmeyen bir ailesi var.

Evde sistematik destek dediğimiz şey; sadece ders sorularını çözmek ya da ödev takibi yapmak değil, aynı zamanda düzenli bir çalışma rutini oluşturmak, motive edici sözler söylemek, başarısızlık karşısında sakin kalıp yol göstermektir. Küçük bir “Gayretini fark ettim, aferin” cümlesi bile öğrencinin kendine inancını kat kat artırabilir.

Sonuç olarak; öğrenciden başarı beklerken biz de sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz. Başarı sadece öğrencinin değil, okul ve ailenin birlikte kurduğu köprüyle mümkün olur. Ne kadar bilinçli, sabit ve dengeli destek verirsek, o kadar sağlam adımlarla ilerlerler. Biz onların yanında güven veren bir liman olursak, onlar da geleceğe çok daha cesur ve özgüvenli yürürler.