Akdeniz sahil kuşağında yaz ayları geldiğinde meyve bahçelerimiz için en önemli konuların başında sulama geliyor. Alanya ve çevresinde avokado, narenciye, muz, nar, zeytin ve diğer birçok meyve türünün yetiştiriciliğinde, yüksek yaz sıcaklıkları nedeniyle su yönetimi daha da büyük önem kazanıyor.
Ancak burada üreticilerimizin çoğu zaman yeterince önem vermediği bir konu var: Damla sulama sistemlerinde damlatıcıların tıkanması.
Bu sorun sadece bizim bölgemizin sorunu değil.
ABD’de bulunduğum dönemde farklı tarımsal üretim alanlarını ve sulama uygulamalarını inceleme fırsatım oldu. Orada da sulama sistemlerinde damlatıcıların tıkanması ve sistem performansının korunması önemli bir üretim konusu olarak karşımıza çıkıyor.
Peki neden tıkanıyor?
Sulama suyunun içerisinde bulunan kum, mil ve diğer küçük partiküller damlatıcıların girişlerinde birikebiliyor. Bunun yanında özellikle kireç ve mineral içeriği yüksek sulama sularında zaman içerisinde damlatıcıların içerisinde mineral birikimleri oluşabiliyor.
Başlangıçta üretici bunu fark etmeyebilir.
Damlatıcı biraz daha az su verir, bir diğeri normal çalışır. Bir süre sonra aynı bahçede bazı ağaçlar yeterli su alırken bazıları daha az su almaya başlar. Özellikle yaz sıcaklıklarının yüksek olduğu dönemlerde bu durum ciddi bir sulama dengesizliğine dönüşebilir.
Benim üzerinde düşündüğüm çözüm fikri tam da burada devreye giriyor.
Neden damlatıcı tamamen tıkandıktan sonra müdahale edelim?
Benim önerim; sulama sistemine basınç ve debi sensörleri yerleştirilerek sistemin sürekli izlenmesi. Normal çalışma değerlerinden meydana gelen değişiklikler tespit edildiğinde üreticiye erken uyarı verilmesi ve tıkanıklığın durumuna göre uygun temizleme işleminin devreye alınması.
Kum ve partiküller için fiziksel hat yıkama; kireç ve mineral birikimleri için ise suyun özelliklerine ve sistemin yapısına göre kontrollü temizleme uygulamaları düşünülebilir. Ardından sistem yeniden ölçülerek damlatıcıların normal debiye dönüp dönmediği kontrol edilebilir.
Ben bu fikri, sensör, otomatik kontrol, filtrasyon ve kontrollü temizleme teknolojilerini bir araya getiren teknik bir inovasyon olarak değerlendiriyorum. Gerekli teknik çalışmalar ve patent araştırması tamamlandıktan sonra bu sistem için patent başvurusu yapmayı da düşünüyorum.
Çünkü mesele sadece bir damlatıcıyı temizlemek değil.
Amaç, tıkanıklığı oluştuğu anda veya oluşmadan önce fark etmek, doğru müdahaleyi yapmak ve suyun ağaca düzenli ulaşmasını sağlamak.
Akdeniz sahil kuşağında yüksek yaz sıcaklıklarının yaşandığı bu günlerde üreticilerimize özellikle şunu hatırlatmak istiyorum:
Sulama sisteminizi sadece çalışıyor mu diye değil, her damlatıcı gerçekten aynı miktarda su veriyor mu diye kontrol edin.
Çünkü meyve bahçesinde suyun doğru verilmesi kadar, suyun ağaca ulaşmasını sağlayan damlatıcıların açık ve sağlıklı çalışması da verimin sigortasıdır.