Alanya özelinde yapılan toplantılar, katıldığımız fuarlar, verilen demeçler alt ve üst yapı yatırımları, temenniler, hedefler, ürün çeşitlendirme çalışmaları….
Yapılan tüm iyi niyetli çalışmalar ve çabalar tabi ki desteklenmeli ve destekleniyor.
Ancak seyahat hareketlerinin günlük akışı içine girdiğimizde manzara farklı.
Hazır olmadığı halde açılıp misafir kabul eden tesisler, Nisan ayında başlayan hareketliliğe rağmen sezon açılışının mayıs ortası kabul edilip tüm düzenlemelerin buna göre yapılması, devam eden inşaat çalışmaları, çalışanların sektörde kalmaktaki isteksizliği (haklı sebepleri var) ve bunun getirdiği servis zafiyeti, maliyet-kur makasının yatırımcı aleyhine işlemeye devam etmesi….
Evet belki niyetimiz iyi ancak uygulamalar ve yaşadığımız gerçeklik farklı gibi…
Buda bir sorun…
Belki de bölgenin ve Turizm sektörünün sorunları ile kamunun ve yerel yönetimlerin yaptıkları örtüşmüyor.
Sık aralıklarla ortaya çıkan krizler ve yönetilme biçimi yatırımcının da isteksizliğine yol açıyor. Yenilenme konusunda ayak diriyor. Oysa oluşan rekabet koşulları, misafir beklentilerinin artması gibi sebepler yüzünden özellikle Alanya’da çoğu işletmenin yenilenmeye ihtiyacı var.
Misafir sayısının artışı ve gelir düzeyi yüksek misafir hedefi için çalışmalar yapıyoruz ancak buna bölge ve hizmet işletmeleri ne kadar katkı sunuyor büyük bir soru işareti…
Marka bir şehir istiyoruz ancak sürdürülebilir bir marka şehrin oluşması tüm paydaşların ortak gayreti ile olur.
Misafir geri dönüşleri incelendiğinde halen insan faktörü önemli.
Samimi ve iyi hizmet.
Sonra gerek konaklama ve yeme içme hizmetinin ve şehrin temizliği ve şehir içindeki konforlu ve kolay ulaşılabilir yerel ulaşım hizmetleri geliyor.
Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin bu unsurlar her zaman ön planda…
Ülkeye giriş yaptığı sınır kapılarından başlayıp, transferi için kullandığı ulaşım imkanları ile devam edip bölgede aldığı konaklama hizmeti ve diğer hizmetlerin seviyesi memnuniyetini veya memnuniyetsizliğini belirliyor.
Burada yine ana faktör insan…
Bu hizmetleri verenlerin ortak beklentisi çalışma düzenleri, yaşam kaliteleri ve bunların sürdürülebilir olması…
Zor bir dönemden geçen sektörün daralmaya gitmesi kaçınılmaz gibi görünüyor. Özellikle ana ulaşım kaynağımız havayollarının sefer sayılarını azaltması bundan sonraki yıllarda da yaşayacağımız sorunların ayak sesleri.
Yaşanan mevcut kriz bir takım ekonomik önlemlerle hafifletilebilir ancak her şarta rağmen ülkeye ve bölgeye gelen misafirin hangi duygularla ve izlenimlerle ayrıldığı krizin etkisini ve diğer yıllara yansımasını azaltması bakımından üzerinde durulması gereken ana maddemiz olmalıdır.
Kısaca, bölgemizin sunduğu tüm hizmetlerle daha yaşanabilir hale getirilmesi ve insan faktörünü merkeze alıp kabul edilebilir seviyelere çıkarmamız çok önemli.