Tüm pazarlarda 2026 yılı üstünde iyi düşünülmesi bir yıl olarak hatırlanacak. Haziran ayını bitirmekte olduğumuz bugünlerde sezon sonu beklentilerimiz iyimser tahminlerimizin altında kalacak gibi görünüyor. Gelen misafir sayısındaki negatif değişimlerin yanında tesis dışında harcama potansiyellerinin de düştüğü bir yıl sonu bizi bekliyor.
Her ne kadar tatillerinden ödün vermeseler de bölgede yaptıkları harcamalarda daha özenli oldukları bir gerçek. Bunun ana sebepleri hem kendi ülkelerinde yaşadıkları yüksek enflasyon hem de ülkemizin ve bölgemizin diğer yıllara oranla daha pahalı hale gelmesi. Aslında bunu en net göreceğimiz yerler büyük marketlerden alışveriş yapan misafir sayısının artan bir şekilde devam etmesi.
Belki de bu durumdan tek şikayetçi olmayan sektör zincir alışveriş marketleri…
Bir şekilde gelen misafirin ekonomiye olan katkıları devam etse de bu pastadan pay almayı bekleyen tüm paydaşları göz önüne aldığımızda hızla aşağı yönde giden bir durumla karşı karşıyayız.
Tesis dışında yapacağı harcamanın hesabını yapamayan misafirin her şey dahil sistemine ve hatta şehir dışındaki tesislere yönelmesi şehir içindeki sessizliğin ana sebeplerinden.
Son dakika satışlarının artması yapılan cazip teklifler birçok Alanya misafirini bu sene Kundu-Belek-Side bölgesindeki 4-5 yıldızlı tesislere çekmiş durumda.
Burada esas tehlike 2027 ve sonrasında bu sene yaşanan düşüş trendinin aleyhimize devam etmesi ve talebin başka ülke ve destinasyonlara yönelmesi. Bu tehlikenin farkında olan Tur Operatörleri bununla ilgili uyarılarını yapmaya devam ediyor. Kendileri açısından bakıldığında her ne kadar bölgeyi kaybetmek istemeseler de gelen misafirin talebinin başka yerlere kayması karşısında önlem almaları da zorunlu görünüyor. Sonuç olarak hepsi birer ticari işletme ve talep hangi yönde ise oraya rotalarını çevirmekte tereddüt etmeyecekler.
Uygulanan ekonomik politikalar, içinden ülke olarak geçtiğimiz süreç göz önüne alındığında ve jeopolitik risklerin devam ettiği bir ortamda 2027 yılının planlamalarının bunların gölgesinde olması 2027 ve sonrasına ait beklentilerimizde soru işaretlerini beraberinde getirmektedir.
Yaşadığımız bu ortamdan çıkmamızın olmazsa olmazı fiyat artışlarının kontrol altına alınması uygulanan döviz politikasının gözden geçirilmesidir. Hem dövizin sınırlı yükselişi, hem de fiyatların yükselişinin durdurulamaması sektörü maliyet-gelir kıskacında çaresiz bırakmaktadır.
Aksi taktirde ülke ve bölge adına yapılan tüm iyi niyetli çabaların bir yere kadar faydası olacaktır.