Ülkemizde eylül ayında 131 fonun tasfiye edilmesiyle patlak veren ve yarım milyona yakın yatırımcıyı etkileyen fon krizi derinleşmeye devam ediyor. Türkiye, uygulanan yanlış ekonomik politikalar nedeniyle enflasyon sorunu yaşayan bir ekonomiye sahiptir. Enflasyonla mücadelesi uzun zamandır devam eden Türkiye Cumhuriyeti, zaman zaman bu konuda kısa süreli başarılar sağlamış olsa da sorunun nedenleri ortadan kaldırılmadığı için kalıcı bir başarı elde edilememiştir. Yaşadığımız Anadolu toprakları, ekonomik açıdan dünyada birçok ilkin yaşandığı yerdir.
Tarihteki ilk madeni paranın basıldığı yer ve dünyanın ilk borsasının kurulduğu yer Anadolu’dur.
Paranın icadından önce insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için takas (değiş tokuş) yöntemini kullanıyordu. Ürünlerin değerini ölçmek ve ortak bir birim belirlemek konusunda yaşanan zorluklar nedeniyle midye kabuğu ve metal gibi maddeler ortak değişim aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonraları ise doğada az bulunan altın ve gümüş, bu iş için en uygun malzemeler olarak kullanılmıştır.
MÖ VII. Yüzyıl’a kadar ticarette değiş tokuş yöntemi kullanılmıştır. Değiş tokuş edilen şeyler arasında sığır gibi taşınması zor olan malların bulunması ticareti zorlaştırmıştır. Lidyalılar, M.Ö. VII. Yüzyıl’da ticarette kullanılabilecek, kolay taşınabilir bir değiş tokuş aracı olan parayı bulmuşlardır. İlk para, Lidya Kralı Kroisos zamanında elektron adı verilen altın ve gümüş karışımı bir madenden, bakla şeklinde basılmıştır.
Dünyanın ilk borsası Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesinde kurulmuştur. Bugünün ticaret borsaları niteliğindeki gıda pazarı, günümüzden yaklaşık 1750 yıl önce inşa edilen Kütahya Çavdarhisar ilçesindeki Aizanoi Antik Kenti’nde gerçekleştirilmiştir. Bu ilk girişim çok başarılı olmamışsa da iktisat tarihi açısından oldukça önemlidir.
İmparatorlukta var olan yüksek enflasyonla başa çıkmak isteyen Roma İmparatoru Diocletianus, MS 301 yılında Enflasyonla Mücadele Fermanı’nı yayımlamıştır. MS II. Yüzyıl’ın sonlarında gıda pazarı (Macellum) olarak kullanılmış olan Aizanoi’de, Roma İmparatoru Diocletianus’un enflasyonla mücadele amacıyla hazırladığı mal satış bedelleri taş bloklar üzerinde duyurulmuştur.
Pazar yerlerinde satılan tüm mal ve hizmetlerin (et, balık, ayakkabı, köle, zeytinyağı ve işçi ücretleri gibi) satış fiyatları imparator tarafından ilan edilmiştir. Tavan fiyatların taşlara kazınmasıyla mal ve hizmetler için uygulanabilecek azami fiyat belirlenmiştir. “Maksimum Fiat Listesi” adı verilen bu kanun, Akdeniz civarındaki Roma topraklarında satışa sunulan mal ve hizmetler için sabit fiyatlar belirlemeyi amaçlamaktaydı. Sürekli artan enflasyona karşı halkın aynı ürünü her yerde aynı fiyata alabilmesi için akla gelebilecek hemen her şeyin fiyatı belirlenmişti.
Antik borsa, o dönemde uygulanan tavan fiyat sınırlamaları nedeniyle tüccarların mallarını gizlemesine yol açarak başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu kanun işe yaramamıştır; çünkü tüccarlar bu kez malları satmak yerine stokçuluk yapmaya başlamış ve piyasaların çökmesine neden olmuşlardır. Kendi istedikleri fiyatlar kabul edilene kadar da bu uygulamayı sürdürmüşlerdir. Kanun sonraki yıllarda yürürlükten kaldırılmış; paranın ve metaların değeri piyasada dalgalanmaya bırakılmıştır.
Anadolu, mal ve hizmetlerin değiş tokuşu için kullanılan paranın ilk kez kullanıldığı topraklar olmasının yanı sıra, yaklaşık 1750 yıl önce Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesinde, ülke genelinde enflasyona karşı tedbir alınması amacıyla o dönemde işlem gören malların fiyatlarını sabitlemek için dünyanın ilk borsasına da ev sahipliği yapmıştır.
Artan ve derinleşen yoksulluk ile yüksek enflasyon, bireyleri kolay yoldan para kazanma dürtüsüne yönlendirir. Ekonomik değerlerin üretildiği ve ekonomi tarihinin yazıldığı bu kadim topraklarda yaşayanlar, kolay ve risksiz para kazanma vaadi sunan yöntemlere karşı daha da dikkatli olmalıdır.