İnsanoğlu diğer canlılardan ayrı olarak; düşünen, hayatı sorgulayan ve kendisine yol çizebilen sosyal bir varlıktır. Ailesinden, sosyal çevresinden, kültüründen ve geleneklerinden oluşan hayatı anlamlandırması sonucunda tuttuğu yol zamanla aşınabilir. Yaşanılan tecrübeler ve çağın gerekleri bu aşamada bir muhasebeyi ve belki de fikir tazelemesini gerektirir.
Kadim medeniyetimizde inanç, eksilmez artmaz ancak kuvvetlenir veya zayıflar. İnancın zayıflaması nefis ve şeytanın insanın ruhuna verdiği zarardan kaynaklanır. Yapılan kötülükler; kötü arkadaşlar ve kötü hasletler bu zayıflamada etkilidir. Ruhun destekçisi kalp ise ancak Yaradan’ın nimetlerini görmek ve anmak ile hayat bulur. Vicdanın sesine kulak vermek, yapılan iyilikler ise kalbi güçlendirir. Kalbin güçlü olması merhametin diri olmasıdır. Katı olması değildir.
Zayıflayan inancın tazelenmesi; nimetlerin görülmesi ve şükürlü insanların sohbeti ile olur. Her şeyin bir gizli nizam içerisinde yerli yerinde olduğunu gören insan elindekine şükretmeyi olmayana sabretmeyi, olanın kendisi için hayırlı olduğunu idrak edebilir. Hayatın faniliği, ölümün gerçekliği artık gün gibi açıktır.
Kalbin diri olması; kâinatın ahengini sezmesi, insanın okyanus üzerinde bir damlanın mutlak iradeye teslim olması gibi huzura sebeptir. “Kadere rıza gösteren kederden emin olur” sözü boşuna söylenmiş bir söz değildir.
İnancın kalp ile tasdik, söz ile de ikrar edilmesi şarttır. Korunması ise; iyiliklere yönelip, kötülüklerden uzaklaşmak ve ahlakını güzelleştirmekle olur.
İnsan bedeni yıllar içerisinde fiziksel olarak zayıflasa da ruhun genç kalması, kalbin diri olmasına bağlıdır. Genç yaşta kendisini çok yaşlı hisseden insanların; yıpranmış olan eskimiş olan, zayıflayan kalpleri ve ruh halleridir. Sevgi yeşertir. İnsanın ruh haline direk etki eder. Beyin hücreleri dahi yenilenir. Beden de sağlamlaşır. Bu yönde birçok bilimsel çalışma vardır. Eski zamanlarda bir alime talebe olmaya giden dervişe “Önce git sevmeyi öğren” denmesi manidardır. Bu sevgi bir eşyaya, bir çiçeğe, bir hayvana veya bir insana olabilir. Sevgi insanın kalbini diriltir. Asıl sevginin kaynağı ise tüm bunları yaratan Allah’tır.
Kalplere hükmeden, kişinin cüzi iradesi ile yaptığı tercihin fiiliyata dönüşmesi için ol der ve hemen olur. O’nun izni olmadan kuru yaprak yere düşmez. Kula düşen sadece O’na itaattir.
Muhabbetle…