Yaşam konforu çoğunlukla insan ömrünü artırır. Elbette ecel bellidir ancak Allah her şeyi bir sebebe göre yaratmıştır. Doğal yaşam kurallarına uyan, beslenmesini gerektiği gibi yapabilen, geçim derdi tasası olmayan, sağlıklı evlerde, modern cihazların konforundan istifade eden, yazlığında yaylasında tatilini, eğlenmesini, gezmesini yapabilen ve hatta evinde hizmetçileri, seyahatlerinde lüks araçlarında şoförleri olan yani bir eli yağda bir eli balda misali bir yaşam elbette hoştur.
Hastalandığında en modern özel hastanelerde tedavi imkanları da hoş bir durumdur. Aile efradının en iyi okullarda okutulması, belli bir maddi üst gelir düzeyi ile oluşan çevrenin birlikteliği bu hayatın sürekliliğine de sağlar. Bu hayat nesiller boyu devam edebilir...
"(Oysa onların tek gerçek kabul ettikleri) bu dünya hayatı hakikatte sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Ahiret yurduna gelince işte asıl hayat odur; keşke bunu bilselerdi!"
"Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı övünme ve mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir..."
Kadim medeniyetimizin manevi önderleri bize hep bu hakikati yüzümüze vurmuştur. Hayatın faniliğini idrak edip arkamızdan eser bırakmayı, iyilik dolu bir yaşam sürmeyi öğütlemiştir. Bursalı Mehmed Zahid Efendi “Fani dünya hoştur amma akıbet mevt olmasa” derken, bize ölümü hatırlatmış Allah’ın verdiği nimetlere şükür için sonumuzu düşünmeye, ona göre tedbir almaya teşvik etmiştir. Ölüm en güzel nasihattir…
“Gördüm iki kişi mezar eşiyor, Gam gasavet gelmiş boydan aşıyor, Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor, Gel de bu rüyayı yor deli gönül.” Aşık Ruhsati gibi ozanlarımız bu hakikati dillerden dillere aktarmışlar. O halde neden insanoğlu olmadık işlere girişip, insanların hakkına girip, zulmedip, gönül yıkıp haramdan kuleler yapıyorlar. Nefse, şeytana uyup adaletten sapıyorlar. Bu soruların cevabı elbette farklı farklıdır. Kısa bir dünya hayatı için sonsuz bir alemi perişan etmek, akıbete inanmamak ile ancak mümkündür. Hakikatte, ölüme ve sonrasına, hesap gününe inanan bir insanın kötülük yapması akıl karı değildir. Zira yapılan zerre miktarı iyiliğin de kötülüğün de bir karşılığı vardır, er ya da geç…
Ne mutlu hesabını veremeyeceği bir yaşamı olmayanlara…
Muhabbetle…
Mehmet Dikici