Alanya’nın doğusunda, Seki’nin sırtlarında sessizce duran bir tarih var: Syedra Antik Kenti. Çoğumuz adını çok duyduk. Ama pek azımız yolunu tuttuk.
Roma’dan Bizans’a uzanan bir geçmiş, ilmek ilmek taşların arasına saklanmış. Hamam kalıntıları, kiliseleri, çarşısı, tiyatrosu, mozaikleri, su yolları, surları…
Hepsi bir zamanlar burada yaşamış insanların nefesini hâlâ hissettiriyor.
Son yıllarda yapılan kurtarma kazıları, restorasyon çalışmaları ve gün yüzüne çıkan eserlerle Syedra yeniden gündeme geldi.
Ancak bir gerçek var: Merkeze çok yakın olmasına rağmen, D-400 kara yolundan kente ulaşmak hâlâ zahmetli. Yol ne kadar kısa olsa da toplu ulaşım olmadığından aracınız yoksa yol yorucu; yürüyüş ise dikine ve zorlu. Bu yüzden çoğu ziyaretçi bu hazineyi görmeden Alanya’dan ayrılıyor. Biz Alanyalılar ise kendi tarihimize ulaşmakta bile zorlanıyoruz. Ulaşım işini kolaylaştırmak elzem…
İşte tam da burada vizyon gerekiyor. Mevcut yolun iyileştirilmesi, yürüyüş yollarıyla desteklenmesi ve çağımıza uygun en iyi alternatiflerden olan teleferik ya da funiküler ile Syedra’ya ulaşımı kolaylaştırmak, bir ulaşım projesinden öte; Alanya’nın turizm vizyonuna yeni ve prestijli bir pencere açmak demek olacaktır.
Düşünün bir kere: Teleferiğe binen bir turist, birkaç dakikada hem denizin mavisini, hem Toroslar'ın yeşilini, hem de tarihin sessizliğini aynı anda seyrederek Syedra’ya varıyor. Ya da funikülerle dikine doğayı görerek heyecanlı bir yolculuk yapıyor.
Kentin içinde dolaştıktan sonra güvenli ve konforlu yürüyüş yollarından mahalle sakinlerinin el işi ve sanat eserlerini sergilediği küçük atölye ve tezgahlara uğrayarak D-400’e kadar iniyor. Bu yolculuk başlı başına bir deneyim olacaktır.
Böyle bir adım, Alanya’nın turizmini dahada çeşitlendirir. Deniz ve güneş ile beraber tarih ve kültür daha da ön plana çıkar.
Yerel esnaf kazanır, köy halkı nefes alır, Alanya’nın marka değeri yükselir. Üstelik bu yatırım sadece bugünü değil, geleceği de besler.
Çünkü Syedra, doğru dokunuşlarla “Efes” gibi olabilir.
Bu günlükte yazımıza; ‘’Eğer cesur adımlar atılırsa, bu kapı yalnızca tarihçilere değil, tüm dünyaya açılır. Alanya’nın vizyonu denizden gökyüzüne, gökyüzünden tarihe uzanır" diyerek son noktamızı koyalım.
Kalın sağlıcakla…