Daha düne kadar konuştuğumuz, denizlerimizi kirleten ithal çöpe çözüm bulamışken, karşımıza çıkan menfezden denize akan pis su meselesi, aslında yalnızca bir otelin sorumsuzluğu olarak görülmemelidir.
Bu pis su olayı tüm Alanya’nın geleceğine ve vicdanına sorumsuzca vurulmuş bir kara lekedir.
Görünmüyor diye yağmur suyu hatlarına bırakılan atıklar, kötü kokudan sineğe kadar gündelik yaşamı rahatsız ederken, hem denizin ekosistemini bozmakta, hem de turizmi baltalamaktadır.
Hele hele ekmeğini turizmden kazanan dört yıldızlı bir otelin binlerce kişiyi ağırlarken böylesine umursamaz ve sorumsuz davranışının açıklanması güç ve zor bir vakadır.
Dış görsellik, mimari özellik, peyzaj, çeşitli eğlence ve hizmet uygulamaları ile müşteri memnuniyeti sağlamanın yettiğini düşünüp çevreyi kirletme cüreti ve vurdumduymazlığına başvurmak ne demektir... Görselliği parlatıp altyapıyı çürütmek, aslında göz boyamaktan ve aldatmaktan başka bir şey değildir.
Çevreyi kirletmek, sadece doğaya değil biz halka ve Alanya’mızın geleceğine de ihanettir.
Çevre kirliliği başladıktan sonra Belediyenin zabıta ve ASAT ekipleriyle yaptığı denetim, bu ihmalin üstünü örtmedi; tutanaklar tutuldu, yasal süreçler başlatıldı, ilgili bakanlığa ve savcılığa ihbarlar yapıldı…
Ancak görünen, tespit edilen ya da ihbar edilen yerler için işlem yapılırken, görünmeyenlerin ne olacağı sorusu hâlâ ortada duruyor.
Her yağmur giderinin başına kolluk kuvveti dikilemeyeceğine göre çevreyi korumak yalnızca belediyenin görevi değildir. Vatandaş olarak bizler de işletmelerden hesap sormalı, gördüğümüz kirliliği bildirmeli, kendi yaşam alanımızı sahiplenmeliyiz. Temiz bir çevre, yalnızca bugünün değil, yarının da güvencesidir.
Alanya’nın turizmle özdeşleşmiş kimliği, denizinin berraklığı ve sahillerinin temizliğiyle daha net bir görünüm kazanır.
Doğa harikası ormanlarımız yangınlarla heba olmuşken, betonla ilmik ilmik örülmüş tarım alanlarından sonra elimizde kalan son kale denizdir. Onu da kaybedersek yalnızca doğayı değil, ekonomimizi ve denizle özleşmiş kültürümüzü de kaybederiz.
Geçtiğimiz haftalarda bir villanın dere yatağına bıraktığı lağım suyu, gönüllü gençlerin Oba Çayı’nda topladığı çöpler ve benzeri olaylar, aslında hepimizin gözünü açması gereken uyarılardır.
Bir menfezden denize akan gri su, hepimize şunu hatırlatıyor: Çevreyi kirletmek, geleceğimizi kirletmektir. Alanya’nın tertemiz kalması için belediyenin denetimleri kadar halkın duyarlılığı da şarttır…
Bu günlükte yazımızı ‘’Gelin, bu şehri birlikte koruyalım. Çünkü Alanya’nın denizi, sahili ve doğası, hepimizin ortak malıdır’’ diyerek noktalayalım.
Kalın sağlıcakla...