Voltaire, asıl adıyla François-Marie Arouet, Fransız Aydınlanması'nın en önemli yazarları ve filozoflarından biridir. Paris'te doğdu ve Cizvitlerin okulu olan Collège Louis le Grand'da eğitim gördü. Babası hukuk okumasını istedi ancak o edebiyatı seçti…
Voltaire, kadınlara mülkiyet hakkı dahi verilmeyen Fransa’da papazlara karşı yazdığı mektuplar ile tanındı. O dönemde mirastan kadına hak verilmiyordu, seçme seçilme hakkı yoktu ve bir haksızlığa uğradığında adalete başvurma hakkı da yoktu. Voltaire, Hristiyan bir düşünür olmasına rağmen bu mektuplarda kilisenin Peygamberimizi yanlış tanıttıklarını söyleyerek kadına gerçek hakkı İslam’ın verdiğini anlattı. Kiliseyi ve dönemin yönetimini eleştiren hicivleri yüzünden defalarca hapse atıldı ve sürgün edildi. Hayatı boyunca ifade özgürlüğünü, din ve vicdan hürriyetini savundu. Akılcılığı, hoşgörüyü ve bilimi ön plana çıkardı. Kilisenin bağnazlığına ve dogmalarına karşı çıktı. Fikirleriyle Fransız Devrimi'ne ve modern insan hakları düşüncesine büyük katkı sağladı.
Özellikle Orta Çağ ve 20. Yüzyıla kadar olan süreçte Avrupa’da kadın, insan olarak bile değer görmüyordu. Avrupa’daki bu durumun, İslam gelmeden önce cahiliye dönemindeki bedevilerin kadına bakış açısından farkı yoktu…
Finlandiya, 1906 yılında kadınlara oy hakkı tanıyarak bu alanda ilk Avrupa ülkesi oldu. Daha sonra sırayla diğer Avrupa ülkeleri kadın hakları konusunda ilerleme kaydetti. Kanunlar üzerinde var olan ve hayata geçirilmesi yıllar alan kadın hakları kadim medeniyetimizde yüzyıllar öncesinden vardı…
Büyük halk ozanı Neşet Ertaş, “Kadınlar insandır biz insanoğlu” derken kadim medeniyetimizin özünü ne güzel ifade etmiştir. “Cennet anaların ayağı altındadır” “Kadınlar size Allah’ın emanetidir” gibi sayısız kutlu söz vardır. Peygamberimizin eşi Hz Hatice, 1400 yıl önce başarılı bir iş insanıydı ve hayatın her alanında aktif rol alarak eşinin yanında yer almıştı. Kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir cahiliye döneminden, İslam ile; kadın alimlerin, evliyaların, bilim insanlarının yetiştiği bir ortam oluşmuştur. Zira İslam medeniyetine göre üstünlük sadece takva iledir, herkes hakkın divanında eşittir.
Kadim medeniyetimiz kanunla verilen haklardan önce kadını ailede ve toplumda baş tacı etmiştir. Sosyal hayatın her alanında olmasını teşvik etmiş ancak fıtratının korunmasını da gözetmiştir.
Ne mutlu insan olana…
Muhabbetle…