Akşam saatlerinde Oba’da ilerlerken, tarihi Oba Medresesi’nin önünden geçerken motosikletle seyir halinde olan bir çiftin konuşmasına istemeden kulak misafiri olmak zorunda kaldım.
Kadın, karşıdaki binayı göstererek eşine şöyle dedi: “Zaten senin işlerin de hep böyle… Şu karşıdaki bina gibi. Sanki tarihi eser gibi durup duruyor…” Eşi ise hiç düşünmeden cevap verdi: “Zaten tarihi eser o!”

Ali̇ Özsoy Köşe Yazisi Fotoğraf 2

O anda gülümsedim. Ama birkaç saniye sonra gülümsemenin yerini başka bir düşünce aldı: Gerçekten de orada durup duran Oba Medresesi’nin akıbeti nedir?

Yüzyılların izini ve yaşanmışlıklarını taşıyan bu yapı, bugün Oba’nın ortasında sessizce duruyor. Biz yanından geçiyoruz, araçlarımızla önünden geçiyoruz, her gün görüyoruz. Ama ne kadar farkındayız?
Tarih, sadece önünden geçip gittiğimiz herhangi bir bina değildir. Alanya denildiğinde akla doğal olarak Alanya Kalesi, Kızılkule, Tersane gelir. Ancak şehrin tarihi yalnızca birkaç simge yapıdan ibaret değil. Unutulan birçok tarihi yapı gibi Oba Medresesi de bu kentin geçmişinden bugüne ulaşan iz bırakmış değerlerinden biridir.

Bir tarihi yapı yıllarca kaderine terk edilmiş görüntüsüyle duruyorsa, zamanla insanlar onun varlığına alışıyor. Sonra da o yapı, şehrin bir parçası olmaktan çıkıp sadece önünden geçilen eski bir bina haline geliyor. İşte asıl tehlike burada başlıyor. Çünkü tarihi eserler yalnızca yıllanmış köhneleşmiş taş ve duvardan ibaret değildir; onlar şehrin hafızasıdır, geçmişle bugün arasında kurulmuş birer köprüdür, tarihe tanıklık etmiş birer şahittir...

Motosikletteki çiftin konuşması belki sıradan bir aile tartışmasıydı. “Zaten tarihi eser o!” cümlesi de belki sadece o anı kurtaran esprili bir cevaptı.

Ama benim aklımı kurcalayan ise;
‘’Oba Medresesi’nin geleceği ne olacak?
Korunacak mı?

Restore edilmiş bu haliyle öylece bırakılacak mı?

Günümüz şartlarına uygun olarak üniversitenin tarih bölümünün bir parçası olarak eğitim hayatına mı hizmet edecek?

Ya da tarihi atmosferin gereklerine uyan sergi, sunum ve etkinliklerle şehrin kültürel hayatına mı kazandırılacak?

Veyahut Alanya ve Oba’nın tarihine ışık tutacak bir müze mi olacak?

Yoksa yıllar sonra hâlâ aynı yerden geçerken onu gösterip, “Bak, burada tarihi bir yapı vardı…” mı diyeceğiz?’’ Sorularının cevabıdır….

İşin aslına bakılırsa Alanya turizmle büyüyen bir şehir. Ama turizm yalnızca deniz, kum ve güneşten ibaret değil. Bugünün turistinin de yarının Alanyalısının da görmek isteyeceği şeylerden biri, bozulmamış doğa, kirlenmemiş deniz, kum ve ışıldayan güneşin yanında bu şehrin kültürel kimliği ve tarihi dokusudur. Bu nedenle geçmişten bize kalan her eser, geleceğe bırakacağımız bir emanettir. Ve emanetler, öylece bırakılıp unutulmaz. Özelliklede Alanya’nın tarihinde iz bırakmış emanetler ise hiç unutulamaz…

Ali̇ Özsoy Köşe Yazisi Fotoğraf 1

Oba Medresesi’nin önünden her geçişimizde aynı soru aklımıza gelmesin: “Ne zaman kurtarılacak?” Bunun yerine bir gün, hep birlikte diyelim: “İyi ki sahip çıkmışız.”

Bugünlük de yazımıza ‘’El ele vererek geçmişin izlerini hep birlikte geleceğe taşıyan bir Alanya olsun’’ diyerek son noktamızı koyalım.
Kalın sağlıcakla…