Sosyal medya üzerinden son zamanlarda şahit olup gördüğümüz paylaşımlardaki birçok içerik keyifsizlik veren bir hal almıştır.
Ne kadar her düşünce ve anlayışa karşı saygı duymuş olsakta, sosyal medyada gördüğümüz bu paylaşımlar karşısında susmak bazen mümkün olmuyor.
Ufak tefek tepkisel anekdotlar, doğru propagandalar, doğal eleştiriler, gerçek bilgilendirmeler bir yere kadar anlaşılır. Fakat son dönemlerde yaşananlar, akıl ve vicdan sınırlarını zorlayan bir nokta ve üsluba ulaştı.
Bugün sosyal medya öyle bir hale gelmiş ki, her konuda bilgisi olan meslektaşlık ya da uzmanlık iddiasında bulunan birçok kişi gerçeği hiçe sayarak sırf tıklanma ve beğeni uğruna, yandaşlık adına veya algı yaratmak amacıyla sahte içerik üretiyor. Hele bazı mesnetsiz paylaşımlar var ki, doğrudan kin ve düşmanlığı körükleyen hakaretlerle besleniyor.
Bir bakıyorsunuz Atatürk’ün yapay zekâ ile üretilmiş bir fotoğrafının altında gerçek dışı, düşmanca yorumlar; bir bakıyorsunuz koşan bir eşek sürüsünün altına bir siyasi partiyi hedef alan alaycı ifadeler, diğer taraftan hiç alakası olmadığı halde sadece zarar vermek istedikleri kişinin aile fertlerine karşı asılsız paylaşım ve karalamalar… Daha neler neler, say say bitmez.
Mesela dün bir partiyi seçim kazanması halinde terörle ilişkilendirip işbirliği yapmakla suçlayanların bugün 360 derece dönerek aynı partiye destek verebiliyor olması ne kadar ilginç. İşte bu gibi nedenlerle paylaşımlarda yalan ve dezenformasyonun zirveye çıkması toplumun güven duygusunu paramparça etmiş durumda.
Sanki ülkenin çivisi çıkmış gibi. Halk aç mı tok mu, adalet var mı yok mu, emekli, işçi nasıl geçiniyor, faiz az mı çok mu, para pul olmuş mu, etik ve ahlak ne durumda… Bunların hiçbirini umursamayanlar, tam tersine bu sorunlara dikkat çekenleri bile eleştirmekten geri durmuyorlar.
Oysa gerçek sorunlar ortada: geçim derdi, adalet arayışı, emeğin karşılığını bulamaması. Ama sosyal medyada kurgulanan sahte gündemler, bu sorunların üzerini örtmek ve gölgelemekten başka bir işe yaramıyor.
Bu konuda sosyal medya içerik ve paylaşımları için denetim var mı derseniz, var elbette; ama daha çok muhalif çizgide olup sistemi ve mevcut yönetimi eleştirenler için var.
Gerçek gündem için hiç uzaklara gitmeye gerek yok. Alanya sokaklarında dolaşırsanız esnafın “Bugün siftah yok, sezon nasıl bitecek” serzenişini, Mahmutlar’daki muz tarlasında çalışan köylünün “Muz para etmiyor, mazot ve elektrik olmuş ateş pahası” yakınmasını, Dim Çayı kıyısında çocuklarını serinletmeye çalışan ailenin “Çocuklara tavuktan başka et yediremiyoruz” sözünü, asgari ücretle çalışan nişanlı gencin “Ev mi tutacağım, karnımı mı doyuracağım, düğün mü yapacağım” diye kafa yormasını, üniversiteye hazırlanan öğrencinin anne babasının “Yurt çıkmazsa nasıl okutacağız” endişesini duyarsınız… İşte bunlar halkın haklı ve gerçek gündemidir.
Sosyal medyanın kışkırtıcı diline kapılmadan, bu sesleri duymak ve dile getirmek her yurttaşın sorumluluğu ve vatandaşlık görevidir. Tabi ki empati kurarak, karşıt görüştekini kendi yerine koyarak…
Bu günlükte yazımıza “Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner.” Atasözüyle son noktayı koyalım.
Kalın sağlıcakla…